Maçlar Lig Tv ve Atv'den naklen yayınlanacak olup, aşağıda belirtilen saatler Türkiye saati değildir. Aşağıdaki fikstürde görünen saatler ile Türkiye saati arasında 2 saatlik bir fark vardır. Aşağıda 19:00'da görünen bir karşılaşma, Türkiye saati ile 21:00'de başlayacaktır.

Fikstür sadece grup maçlarını içermektedir. Grup maçları bittikten sonra çıkacak takımlara göre, güncel ve detaylı bir fikstür daha yayınlanacaktır. Turlar ilerledikçe yazı güncelliğini koruyacaktır.

Fikstürü detaylı incelemek için üzerine tıklayınız.



Devamı »
Yaz mevsiminin gelmesiyle geçici dövme sezonu da açıldı. Bununla ilgili bir çok makale bulunmasına karşın, adam akıllı bir kaynak bulmak zor. Hem tecrübelerim hem de internetteki yabancı kaynaklardan derlediğim bilgiler ile meraklıları bilgilendirmeyi amaçlıyorum.

Öncelikle malzemeleri elde ediyoruz.

1. Oksijen suyu ( Eczaneden alabilirsiniz )
2. Hint kınası
3. Kürdan
4. Koltuk altı kremi
5. Aydınger kağıdı ( Kırtasiyeden )
6. Dövme deseni
7. Stabilo kalem (Her kırtasiyede vardır belki evinizde de vardır.)

Dövmenize desen seçmek için, internette bir çok kaynak bulabilirsiniz. Ancak benim önereceğim yer şu site...

Gelelim geçiçi dövme yapımına... Bir iki çay kaşığı hint kınası ile oksijenli suyu bir kapta karıştırıyoruz. Bu çay bardağı olabilir. Kıvamını iyi ayarlamak gerekiyor. Burada püf nokta, mümkün olduğunca siyah ve kıvamlı bir karışım elde edebilmek. Benzetmek gerekirse; kahve telvesi karışımın kıvamı için açıklayacı olabilir. Bunun içinde iyice karıştırmak gerekiyor.

Dövmenizi yapacağınız yer olmamak kaydıyla, görünmeyen bir yerinize, kıvamı tutturup tutturmadığımızı anlamak için bir denem dövmesi yapacağız. Kabaca bir şeyler çizin ve bekleyin. İyice kuruması gerekiyor. Öyle ki, elimizle ufalayabileceğimiz bir hale getirmeliyiz. Kıvamı tutturduğumuza inanıyorsak asıl heyecanlı kısma geçebiliriz.

Şimdi dövme desenimizin üzerine aydınger kağıdını koyarak üzerinden stabilo kalemle geçiyoruz. Sadece çizgilerin etrafından geçiyorsunuz. Hızlı bir şekilde yapıyoruz bu işlemi ki; kurumasın.

Sonra koltuk altı kremini dövme yapacağınız yere sürün ve üzerinden kalemle geçtiğiniz aydınger kağıdını bu kremi sürdüğünüz yere bastırın desenin çıkması lazım.

Desen çıktıktan sonra yaptığımız dövme karışımını desenlerin içine geçiyoruz, dikkatli bir şekilde ve taşırmadan geçmeniz çok önemli. Bunun için kürdan kullanıyoruz.

Bu görselliği elde etmenin en kolay yolu, bir başkasının size tatbik etmesi tabii ki. Ama ille de ben kendim yapacağım diyorsanız, biraz dikkat etmekte fayda var.

Kolay gelsin.
Devamı »
Bloglarınıza gereksiz fasilitiler önermeye devam ediyorum. Kullanır mısınız bilmem ama benim hoşuma giden, başlangıç seviyesindeki web ilgilileri için hoş uygulamalar bunlar. Özellikle şimdi önereceğim uygulama ile Euro 2008 öncesi, Milli Takımımıza kendinizce bir destek de vermiş olacaksınız. Milli bayramlarda kullanabileceğiniz gibi, mevcut imaj dosyasını değiştirerek sizin için özel ve önemli olan aktiviteleri de bu uygulama ile belirtebilirsiniz. Kodlar, bütün browserlarda sorunsuz çalışıyor.

Aşağıdaki kodu blogunuzda body tagları arasına yerleştirin. Tavsiye, body tagı kapatılmadan hemen önce yerleştirilmesi yönündedir. Sorulara ve sorunlarınıza açığım.


<div id="bayrak" style="overflow: hidden; position: absolute;
left: 0px; top: 0px; z-index: 0;">
<a href="http://www.thucky.com/">
<img src="http://img231.imageshack.us/img231/4282/bayrakeu4.gif"
border="0" height="100" width="100" /></a></div>



Demoya göz atmadan karar vermeyin derim.

Teşekkür: Yazının görselliği için. Blogger'da kod çalıştırmayı bulana kadar Google ile pek haşır neşir olduk.
Devamı »
EURO 2008 öncesi Floransa yakınlarında Coverciano'da kampa giren ve dün ilk idmanını gerçekleştiren İtalya Milli Takımı'nın antremanını İtalya'nın ünlü bir televizyon kanalında, popüler bir show programı yapan 2 hanım bikinilerle basmış. Oyuncuları öpücüklere boğmuşlar, cıbıl cıbıl koşuşup, cilveli kahkahaları ile foto muhabirlerine hoş kareler armağan etmişler. Bu nedenle AB'ye giremiyoruz bence. Ne zaman taraftar profilimiz İtalya ile paralel gelişme eğilimi gösterir, o zaman adam oluruz.

Haberi okumak için buraya tıklayınız.

Ek-1: (Tombalacı Riccardo Montolivo) Yukardaki hadisede gözümden kaçanlar olmuş. Bu hazin olaya parmak basmadan geçmek istemedim. Fiorentina'da oynayan İtalya Milli Takımı oyuncularından Riccardo Montolivo ve olaya verdiği anlaşılmaz tepki.
Devamı »


Devamı »
Blogunuza farklı bir görünüm katmak, gelen ziyaretçileri şaşırtmak istiyorsanız size süper bir site önereceğim. Öncelikle belirteyim servis, tamamen ücretsiz... Belirtilen kodları body tagları arasına yapıştırdığınızda bütün olay bitiyor.

Türkçe kategorideki bayan sunucular için şu adrese gitmeniz ve size uygun diyaloğu seçmeniz gerekiyor. Diyaloglar genelde e-ticaret, hosting sistemleri için planlanmış gibi görünse de, sade bir diyalog ile blogunuzun açılışını çok da fazla yavaşlatmadan, istediğiniz tepkiyi oluşturabilirsiniz.

Demo görmek isteyenler olacaktır. Elbette demo da yaptım. Bakın, beğenirseniz bir küçük yorum ile teşekkür edebilirsiniz.

Devamı »
Ukrayna da fena değildi. Ama gösterisi bittikten sonra farkettim ki televizyonun sesi kısıkmış. Olsun Europe Song Contest. [ :) ]
Devamı »
Size izdivaç programlarından birisinde denk geldiğim komik bir olayı aktarayım;
Yayına kadın arayan bir erkek aday çıkardılar.
"Yakışıklı, hali vakti yerinde, evi de var" diye lanse ettiler.
Tam kadınların istediği gibi uygun koca adayı.(?)Sunucumuz Uğur Arslan da gururlanarak sunuyor onu piyasaya...

Koca adayı azıcık palaz görününce kızlar hemen aramaya başladı. İlk talipli kızımıza Uğur Arslan soruyor:
-"Neden aradınız, neyi sizi etkiledi?" diye... Kızın yanıtı;
-"Kendisini Star'daki Esra Erol'un evlilik programında da görmüştüm. O zaman aramadım. Bu programda da görünce aradım..."

Peh.!

Star'daki programda evlenecek kadın bulamayınca soluğu FOX'da almış. İşler artık bu boyuta gelmiş. Yurdum insanı evleri bırakmış, kanallara görücü gider olmuş.

Ekran aracılığı ile koca arayan kadınların en önemli üç kıstası var:
1-Paralı olacak
2-Evi olacak
3-Anne ve babadan ayrı oturuyor olacak.


Erkeklerin ise tek bir isteği var. Kadın olsun, eli yüzü de azıcık düzgün olsun yeter. Eh böyle koca ya da kadından ne hayır gelir insana bilemem.

İşin tuhaf tarafı da ne biliyor musunuz? Bu ekrandan eş arayanların aile profilleri... Hepsi muhafazakar aileler. Bu ailelerin böyle bir soytarılığa nasıl ikna olduklarını çözemedim. Mutlaka toplum olarak incelenmemiz gerekli. Bir yerden çivimiz çıktı ama nereden...

Yazının tamamı Hacer ALKAN'a aittir. Uğur Arslan ile ilgili olan kişisel görüşlerini yazıdan çıkartıp sadece İzdivaç Programları ile ilgili kısmını alıntıladım. (Kaynak)
Devamı »
Haftaya 2 saatlik bir final ile sezona veda edecek olan Lost, izleyenler kadar izlemeyenlerin de hayatını meşgul ediyor. İzleyen bir, izlemeyen bin pişman...

İzlemeyenlerin büyük bölümü, "4 sezon nasıl biter?" diye düşünürken, küçük bir kesim de "Bir sararsa iş, güç, okul yalan olur!" korkusu yaşıyor. Aslında endişelerin hepsi haklı... Uzun süre direnmeme rağmen, arkadaşlarımdan topladığım dvd'leri kaç günde bitirdiğimi bilmiyorum. Son sömestr tatilim Lost ile kayboldu. Bir gün hiç kalkmadan 16 saat Lost izlediğimi biliyorum. Bölüm kavramı ortadan kalkıp da, sürekli bir sonraki bölümü düşünmekten beynim karıncalaşıyordu.

Lost fanatikleri arasına biraz geç katılan birisi olarak; 4. sezon henüz bitmişken, yaz dönemini değerlendireyim, şu diziyi bir izleyeyim diyenlere naçizane tavsiyelerim olacak.

1. Başlarda günde ortalama bir ya da iki bölüm izlemeniz yeterli. Başlarda sıkıcı gelecektir. Sabırlı bir şekilde, çok vaktinizi almasına izin vermeden 1. sezon bölümlerini eritmeye bakın.
2. Heyecan ve meraktan işi gücü bırakıp bir sonraki bölümde ne olacak diye düşünmeye başlayacağınız zamanlar olacak. Sabredin. Yaklaşık olarak 1. sezonun ortalarına geldiğinizde artık bir Lost fanatiği sayılabilirsiniz.
3. Sonraki bölümde ne olacağını sadece tahmin etmeye çalışın. Asla merakınıza yenik düşüp, bir sonraki bölüme göz gezdireyim demeyin. Zira biraz başından bakayım dediğinizde o bölümü bitirmiş olarak bulursunuz kendinizi.
4. Diğer izlediğiniz diziler ile karıştırıp düz mantık kurmaya çalışmayın. Dizinin konusu, çekimleri, açıları, internet üzerindeki dedikoduları..vs herşeyiyle farklı ve heyecanlı. Her yerinden bir ipucu sunuyor. Bu nedenle, bir bölümde denk geldiğiniz bir şeyin mantıksız olduğunu düşünüp, diziden soğumayın. Mutlaka ilerleyen bölümlerde sizi şaşırtacak bir noktaya geleceklerdir.
5. Kendinizi hazır hissettiğinizde, ben artık bir Lost izleyicisiyim diyebildiğinizde 108 gibi sitelerden spoiler bilgileri almaya başlayabilirsiniz. Bu sizin merakınızı artıracak, ufak tefek yorumlarla diziye daha çok bağlanmanızı sağlayacaktır. Kesinlikle hiç bir şeyin çözüme kavuşacağını sanmayın.
6. Normal sezon bölümlerine yetiştiğinizde içinizde oluşan ferahlığa aldanmayın. Bundan sonrası daha zor... Merak ettiğinizde, bir sonraki bölümü takıp izliyordunuz. Artık o bolluk yok.
7. Tüm sezon bölümlerini izleyip bitirdikten sonra büyük bir boşluk içerisine düşeceksiniz. Hafta hafta bekleyecek ve verilen promo videolardan ipuçları çıkarmaya çalışacaksınız.
8. Artık bu amansız hastalığa tutulmuş durumdaysanız, tek yapmanız gereken 2010'a kadar beklemek. Dizinin ve merak edilen tüm çözümlerin o tarihe kadar birer dedikodu olarak kalacağı bir gerçek.
Devamı »
"Alooo, ben Yılmaz Erdoğan. Gülben Ergen'in kaynı."

Yılmaz Erdoğan, Bir Demet Tiyatro'daki "Mükremin" tiplemesinden sonra, televizyona hatırı sayılır bir iş yapmamıştı. Bir Demet Tiyatro öyle bir fenomen haline gelmişti ki, yeniden diriltme çabaları bile geçtiğimiz sene hüsranla sonuçlanmıştı. (Doğrusu eski tadını vermemişti.)

Sanırım bu kez bambaşka, sahnede denenmiş, seyircinin tepkisi canlı olarak tiyatroda ölçülmüş olarak ekranlara geliyor. Aslında bu kez kendi başına değil. Gençlerden oluşan ve yaklaşık 3 sezondur BKM mutfağında yetişen taptaze yüzlerle...

Bkm Mutfak'ta birbirinden yetenekli gencecik oyuncuların kendi yazdıkları
skeçleri oynadıkları gösteri. Hemen hepsini dizilerden tanıyoruz ama orada
bambaşkalar. Bu kadar mı komik olunur ve de sevimli... cidden çok güzel hareketler bunlar...

Ekşi Sözlük'ten.


Oyunla ilgili internette okuduğum eleştirilerin çoğu olumlu... Sanırım televizyonda da bu elektriği yakalayacaklardır. Kanal D, yaz sezonuna girerken birbirinden güzel, heyecan verici işlerle beni televizyona bağlıyor. [ Çok Güzel Hareketler Bunlar, 28 Mayıs akşamı 22:45'te Kanal D'de başlıyor. ]


Tehlike çanları çalıyor. Haftaya nöroloji staj sınavı var. Peşine dermatoloji-acil-plastik cerrahi bütünleme sınavı...(3'ü tek sınav) Böyle her gece prime-time masa başında değil de, televizyon karşısında geçerse hoş olmayan süprizlerle karşılaşabilirim. Avrupa Şampiyonası'nı hiç hesaba bile katmıyorum şimdilik. Pff.
Devamı »
Senaryosunu ve yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı Yol Arkadaşım benim gibi yerli dizilere çekinerek bakanlar için şans verilmeyi hak eden bir dizi. Şu anda sanırım Kanal D'de tekrarı oynuyor. (Pazartesi akşamı, gece yarısını geçmiş durumda) Başından itibaren izleyemesem de, izlediğim kısmı beni oldukça memnun etti. Duygusal, yumuşak ve eğlenceli bir yapım. Kesinlikle bir şansı hakediyor. İnsanları ağlatmak için yırtınan birbirinin kopyası dizilere direnin, kaliteli şeyleri izleyin, isteyin.

Yol Arkadaşım, Çağan Irmak'ın yazıp yönettiği Ayvalık’ta çekilen dizide Özge Özberk, Polat Bilgin ve Sinan Tuzcu başrolde...

Mustafa Hakkında Herşey, Babam ve Oğlum, Ulak gibi filmlerinin yanısıra Şaşıfelek Çıkmazı, Çemberimde Gül Oya gibi sevilen dizilere de imza atan Çağan Irmak, Tomris Giritlioğlu’nun şirketi SİS Yapım ile yeni bir dizi Yol Arkadaşım.

Yol Arkadaşım'ın Konusu

Daha önce adı Elim Sende olarak düşünülen ve hatta altta gördüğünüz afişi hazırlanan dizi, Ege’nin bir kasabasında doğan bir çocuk annesi genç bir kadının başından geçenler anlatılıyor.

“Ege’nin şirin bir kasabasında doğmuş, ailesini kaybettikten sonra kendisine çok düşkün olan babaannesi ve yıldızının barışmadığı amcası tarafından büyütülmüştü

Ayla’nın (Özge Özberk) evliliği bir gün eşinin kendisini aldattığını öğrenmesiyle sallantıya girecek ve kızı Eylül’ü de alan Ayla bir süreliğine , yıllar önce ayrıldığı kasabaya gidecektir. Kasabaya dönüş Ayla için, arasının bozuk olduğu “amcası”yla, kendisine yabancı gözüyle bakan” kasaba”yla, ve en önemlisi “kendisi”yle bir çatışma yaratacaktır.

Çağan Irmak'ın ellerinden öper, saygılarımı sunarım.

Dipnot: Polat Bilgin, Samsunlu imiş. Bakışlarından bir Karadeniz sıcaklığı almıştım zaten.
Devamı »
Youtube'un kapatılması artık bir ritüel halini aldı. Öyle ki, iki ayda bir kapatılmazsa kotalı internet kullanıcıları zor durumda kalıyorlar.

İlk kapatılmalarda OpenDNS çareydi. Artık Telekom'un çalışanları da durumu farkettiler ve bunun da önüne geçtiler. Yavaş yavaş işi öğreniyorlar. Youtube'a çare olmasa da, OpenDNS bir çok yasaklı siteye girişte elimizdeki en önemli silah. Uzun süredir kullandığım için Youtube hariç, diğer site kapatılmalarından çok geç haberim oluyor. Bu iyi bir şey. [ :) ]

OpenDNS ücretsiz ve güvenilir bir dns servisi... Phising siteleri otomatik olarak bloklayarak kullanıcı dostu bir profil çiziyor. Amerika'da 4, Londra'da 1 tane olmak üzere 5 büyük sunucu üzerinden hizmet veriyor.

Gelelim OpenDNS kullanımına;

Anlatacaklarım Windows'un XP sürümünü kullananlar içindir. Başka bir sürüm ya da işletim sistemi kullananlar ayrıntılı bilgiyi şuradan alabilirler.

Başlat -> Denetim Masası -> Ağ Bağlantıları ya da masaüstünden Ağ Bağlantılarım'a sağ tıklayıp Özellikler diyerek Yerel Ağ Bağlantısı simgesine ulaşıyoruz.

Yerel Ağ Bağlantısı'na çift tıklayarak, internet durum ekranının gelmesini sağlıyoruz. Daha sonra Özelliklere tıklıyoruz.

İnternet İletişim Kuralları(TCP/IP) çift tıklıyoruz. Otomatik IP adresi alması için işaretleyip, aşağıdaki kısma sihirli numaraları giriyoruz. 208.67.222.222 ve 208.67.220.220 .

Ekran görüntülerinin size yardımcı olması için OpenDNS'nin resmi sayfasını öneriyorum.

Akan kanı durdurmasa da, yaraya çare olmasa da sansürün önüne geçemese de, semptomatik tedavide ilk seçenek OpenDNS ...
Devamı »

Tymphony

Selim Yörük aslında bir blog yazarı. Boş zamanlarında enstrümantal alt yapıda, akustik tınılarla elde ettiği şarkıları albümleştirmiş. Albümlerini Last.fm üzerinden dinleyebileceğiniz gibi, kendi sitesinden de ücretsiz indirilmesine izin veriyor.

Tymphony kendi kendine güzel güzel tınılar üretmeye uğraşan Selim'in bu tınılara verdiği isim...


Eray'ın blogunda albüm ile ilgili habersiz bir röportajı da bulunan Tymphony'nin kulaklarda hoş bir seda bırakıp, ruhunuzda dingin titreşimler oluşturacağına eminim.

Not: Benim favorim kesinlikle Yalancı Gamzesi Ayartır Seni albümündeki Sade parçası... Şu sayfadan dinleyebilirsiniz.

Ben bu yaptıklarımı herkes dinlesin, sevsin, benle beraber aynı tınılara eşlik etsin diye yapıyorum. O yüzden istediğiniz gibi (ücretsiz) indirebilirsiniz. (Selim Yörük)



Devamı »
Senden çocuğum olsun istiyorum diye bir şarkı var ya, işte o bir sanatçı için en üst noktadır. Daha ileriye gidemez bir şarkıcı, anlatmak istediğini bu kadar net anlatamaz. Özü sözü şöyle olsun, gözleri böyle güzel olsun, görenlerin içini yaksın, biraz deli olsun... Bu bir evlilik teklifi aslında... Kimine göre çok romantik kimine göre maço... Önemli olan, teklif ile birlikte hedefe kilitleniyor. Siparişi veriyor. Şöyle olsun, böyle olsun. Bu şarkının durup dururken, neden aklıma geldiğini unuttum. Heh, Angelina Jolie'yi Cannes'da görüntülemişler. Star Anahaber'de denk geldim bu akşam. Kendisi 7 aylık gebe olduğu için basının ilgi odağı olmuş. Falan filan. Yüzüne bakmaya doyamıyoruz zaten, karnın burnundayken de güzel olmak zorunda mısın? Senden çocuğum olsun istiyorum. Evet, bir insan bu şarkıyı nasıl yazarmış şimdi anlıyorum. Ben olsam, aynı şekilde ve aynı melodilerle yazardım o şarkıyı.



Bak benim için seks ilk planda asla gelmiyor, belki iki hatta üç... Geri planda yani, ama dünyalı erkekler icin böyle olmayabilir.

Arif Işık

Devamı »
Allah, yürü ya kulum mu dedi yoksa Acun'da şeytan tüyü mü var? Her yaptığı olay oluyor, her program rekorlar kırıyor. Kanal yönetimi UEFA finalini banttan yayınlamayı tercih ediyor, ki Acun'un saati şaşmasın.

Böylesine basit bir program ancak Türkiye gibi sosyokültürel düzeyi düşük ülkelerde popüler olabilirdi. Kısacık bir google araştırması ile dünyanın hiç bir yerinde bu kadar talep görmediğini, hiç bir ülkede haftanın dört gecesi yayınlanmadığını görebilirsiniz.

Gelelim konumuza... Fatih Terim yarışmacı, diğer 23 isim de A Milli Futbol Takımı'nın futbolcuları... Euro 2008 için, yurttan ayrılmadan önce yaptıkları son program. (Tekliften önceki son kutu gibi)

Reyting cihazlarından dumanlar çıkıyor. Fatih Terim kafası çalışan adam...


Fatih Terim'e ve seçtiği kadroya karşı gelen tepkilere, sempatik bir yanıt oldu. Çok güzel hareketler bunlar aslında...

Kutumda küçük var ama ben büyük hissediyorum.

Var mısın Yok Musun Nursel

Devamı »
KoçFest desteği ile yapılıyormuş bu sene şenlikler... Öğrencilere ücretsiz olacakmış. Buna sevinmek mi üzülmek mi gerek bilmiyorum. Bir sürü serseri de doluşabilir, çok güzel bir ortam da olabilir. Bekleyip göreceğiz.

Dikkat çekilesi; Şebnem Ferah benden fazla uğruyor okula. Saydım son bir sene içerisinde üç ya da dördüncü gelişi... Hayko ve Pinhani içinse meraklı bekleyiş... Umuyorum bu sene olaysız, ağzımızın tadıyla bir şenlik geçirip, gerçekten şenleniriz. Zira bugüne kadar şenlikler, sıkıntıdan başka bir şey vermediler bana.


Devamı »
İki bölümden bir tanesinde "sonraki bölümlere yatırım" amacı güden Lost, hiç bir şekilde tatmin edemiyor beni... Lost sitelerinden takip ettiğim kadarıyla, izleyicinin genel kanısı benimle aynı. Artık gizem her neyse ortaya çıkmasını istiyorlar. Merak etmek, olayları düğümlemek ve ileriye dönük şifreler bırakmak elbette ki güzel. Ancak herşeyin bir sınırı var değil mi Damon Lindelof Amca?

Yarı ömrü uzun ilaçlar gibi gelmeye başladınız artık. Haftada bir doz aldıktan sonra, sonraki haftaya kadar biraz iştahımı kesiyor. Cuma akşamı olduğunda torrent sitelerinden bir doz daha bulabilmek için Memati misali krizlere giriyorum.

Lost'un 4. sezonu grevle kesilmeseydi, Sayid ve Irak için herşey daha farklı olabilirdi.

George Bush

4x12 şimdilik izlendi ve bir miktar merak daha bünyeye zerk edildi. Bundan sonra ne olacak bilmiyorum. Sezon finali 3 saat olacak diye bir parmak bal çaldılar ağzıma ama, yine de korkmuyor değilim.
Devamı »
5. sınıfın bitmesine az bir zaman kaldı. Senenin tamamı küçük stajlarla geçti. Okulda geçirdiğim vakit azdı. Genelde tus kitapları, dersane ve internet üçgeni arasında gidip geliyordum. Bu dönemde bunaldığımı söylersem, haksızlık etmiş olurum. En sona nöroloji kaldı. Sıralama belli olduğundan beri sıcakta nasıl çekilecek diye kara düşünüyordum. Şansıma havalar öyle dengesiz seyrediyor ki, henüz dersleri etkileyecek sıcakları yaşamadık.

Nöroloji diğer fakültelerde ne derece zorlukta bilmiyorum. Ama yıllardır en malign staj olarak üst sınıflardan duyuyorduk. Gerçekten ciddiyeti, disiplini, hocaları ve konu yoğunluğu ile giderayak tıp fakültesinin en stresli zamanlarını yaşıyorum.

Bugün, sorumlu hocamız ile yaptığımız hasta başı pratikte intrakranial kitle tanısı ile izlenen hastada "Kranial Sinir Muayenesi" yapıyorduk. Hastada belirgin görme kaybı olduğundan tipik bulguları görme açısından faydalı oldu. Psödotümör olup olamayacağını tartışırken hastanın "tümör" kelimesini duyunca irkilmesi üzerine hocamız hemen açıklama yapma gereği hissetti. Tedirgin edici bir durumdu. Hastaların, özellikle hastanede yattıkları dönemde hassas olduklarını ve yanlarında konuşulanlar ihtimal bile olsa gerekli açıklamayı yapıp, gereksiz üzülmelerini önlemek gerek...

Ders biraz uzun sürüp, öğle tatiline tecavüz etmeye başlayınca hipogliseminin de etkisi ile düşmeler başladı. Söylenmeyi bırakın, kıpırdadığımızda hocanın ne tepki vereceğini bilemediğimizden ayaklarımız uyuşana kadar bekledik. En sonunda uyuşan ayakların titreşimlerinden hissetmiş olacak ki; hocamız döndü ve yorulup yorulmadığımızı sordu. Aramızda onu onaylayacak bir babayiğit olmadığından susup beklemeyi tercih ettik.

O sırada hastamızın söylediğini sanırım hayatım boyunca unutmayacağım.

"Hocam ben iyi olsam, biraz görsem hiç yorulmam. Böyle saatlerce beklerim ayakta..."


Sağlığın değerini yeterince özetleyen bir anekdot olarak kayıt altına almak istedim.
Devamı »
Facebook'ta gezinirken denk geldiğim Gökhan Sav isimli bir sanatçıdan bahsetmek istiyorum. Kendisi ile tanışıklığım, görüşmüşlüğüm yoktur. Adına açmış olduğu grup vasıtasıyla çalışmalarını inceleme fırsatı buldum. Yeteneğine ve bakış açısına hayran kaldım. Bir Memati, sonra Kazım Koyuncu çalışmaları var ki...

Bütün çalışmalarını burada sergileme imkanım olmadığı için, bir Facebook hesabınız olduğunu varsayarak grubunun adresini veriyorum. [ klik ]

Lafı uzatmadan sizi Gökhan Sav'ın enfes çizgileri ile baş başa bırakıyorum.



Devamı »
The O.C.'nin yaratıcısı Josh Schwartz'tan yine iddialı bir dizi Chuck. Yerli dizilerin Avrupa Yakası haricinde beni tatmin edememesi; ucuz ve sıradan projelerle televizyonların bizi aptal yerine koymalarından sonra yabancı dizilere iyice sarıldım. Düzenli takip ettiğim Lost, Heroes..vs gibi dizilerin yanına ekleyebileceğim yeni bir dizi bulmaktan dolayı epey memnunum.


CNBC-E'nin sezon başında yayınlamaya başladığı daha sonra greve takılan, şimdilerde -sanırım- 11. bölümünü yayınladığı Chuck'ın konusu şöyle:
İlk bölüm, tam bir "computer geek" olan Chuck'ın sosyalleşmesi için elinden geleni yapan kız kardeşinin -Sarah Lancaster- onun için verdiği doğum günü partisiyle açılır. Chuck partide etrafındaki kızların muhabbetine zorla ayak uydurmaya çalışırken, çılgın aksiyon sahneleri yaşamakta olan genç bir casusu da izleriz bir yandan. Bu casus, Chuck'ın Harvard Üniversitesi'nden kankası Bryce'dır. Kendisi CIA ajanı olup, Chuck'ın kolejden atılmasına sebep olmuştur. İlk bölümün sonlarında, parti biter, Chuck odasına çekilir. Bu sırada gelen bir mail Chuck'ın hayatını değiştirmekle kalmaz. Aynı zamanda dizimizin konusunu oluşturur.


Tatmin edici aksiyon sahneleri... Bakmaya doyamayacağınız cillop gibi hatunlar... Ve biraz komedi...


İnternetten takip ettiğim için uzun zaman önce birinci sezonunu izlediğim dizinin, ikinci sezonunu merakla bekliyorum. Eylül ayında başlayacağı ile ilgili haberleri yabancı sitelerden takip etmiştim. Yabancı dizilerin takipçisi olup da hala izlemeyenler için iyi bir alternatif. İnanın bana 13 bölüm sizi kesmeyecektir.

Yvonne Strahovski için paragraf açmasaydım, yazıyı yayımlamayabilirdim. Çok bir şey demek istemiyorum üzerine ama... Hastasıyım! Heaven, that's how i pictured it...

İlgili siteler:

http://chucktv.net/
http://yvonnestrahovski.net/
http://www.imdb.com/media/rm3259733504/nm2088803
http://www.22dakika.org/ara/chuck
http://www.tv.com/sarah-lancaster/person/7618/summary.html
http://tvcomedies.about.com/od/chuck/ig/Pictures-from-Chuck/Cast-of-Chuck.htm

Devamı »
Sinan Kaynakçı;Vokalist ve Gitarist.25 aralık 1979’da istanbul’da doğdu.Çocukluğu Florya ve Bakırköy’de geçti. Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nden 1998 yılında mezun oldu. Müziğe bu okulda başladı. 1995 yılında yan flüt ve gitar çalmayı öğrendi. 1996 yılından itibaren aralıklarla Stüdyo Hiphop’ta bateri dersleri aldı. 2001-2003 yılları arasında «Van Basten» grubuyla Beyoğlu barlarında canlı müzik yaptı.Bu dönemde kendi parçalarını yazmaya başladı. Farklı hedefleri nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kaldı. 2004’te Zeynep Eylül Üçer’le Pinhani’yi kurdu. Nisan 2006’da yayınlanan Pinhani’nin ilk albümünde şarkıları ve sesiyle yer aldı. Birçok enstrümanla ilgileniyor. Pinhani’nin dışında Akın Eldes Trio konserlerinde bas gitar çalıyor.

Zeynep Eylül Üçer;Bas Gitarist ve Vokalist.16 eylül 1985’te İstanbul’da doğdu.Çocukluğu Teşvikiye’de geçti.1991-1997 yılları arasında Trt İstanbul çocuk korosunda şarkı söyledi.Orta okula İstanbul’da başladı. 1 yıl sonra ailesiyle Antalya’ya yerleşti.Antalya Koleji’nde okudu ve okulu adına 2.ligde uzun süre basketbol oynadı.Sinan’ın ona hediye ettiği bas gitarla aktif müzik yaşantısı başladı. Müzik öğretmeni olan annesinden solfej ve armoni dersleri aldı. 2004’te demo kaydı için İstanbul’a geldi. 2005’te albüm kaydının başlamasıyla yeniden İstanbul’a yerleşti. Pinhani’nin ilk albümünde bas gitar çaldı ve vokal yaptı.


Hami Ünlü;Davulcu 12 mayıs 1985 de İstanbul da doğdu. Orta okul ve liseyi Notre Dame de Sion’da okuduktan sonra 2004 senesinde Galatasaray Üniversitesi İktisat Böümünü kazandı. Şu sıralar üniversiteye devam etmektedir. Müzik hayatı 2000 senesinde kayıt olduğu Drum Club’ta başladı. Ders aldığı Drum Club hocaları arasında Hakan Açıkalın, Bülent Akbay, Alişan Topaloğlu ve Berke Özgümüş yer almaktadır. Ortaokul ve lise yıllarında amatör anlamda cazla ve davulla iç içe yaşadı. Üniversitede Paris Konservatuarı Caz bölümünde hoca olan Phillipe Poussard eşliğinde caz atölyelerine katıldı. 2006 mayıs ayında Pinhani grubuna dahil oldu. Ayrıca zaman zaman Akın Eldes Trio konserlerinde de çalmaktadır.

Grup populer genclik dizisi Kavak Yelleri’nin de muziklerini yapiyor.



Beraber Çalışılan Müzisyenler:

Akın Eldes
Gitarist (Giutar)

Akın Eldes, Frankfurt (Almanya) da doğdu. Müziğe ilk adımları herkes gibi mandolin ve flüt ile attı. Sağ-Sol olaylarına karışmasına istemeyen ailesinin gitar almaması nedeniyle anca lisede gitar çalmaya başladı. E-5, Painted Bird, Asım Can Gündüz ve Çapkınlar gruplarından sonra 1986 ile 2000 yılları arasında Bulutsuzluk Özlemi’nde yer aldı. 2000 yılından sonra çeşitli gruplarla sahneye çıktı ve albüm kayıtlarında bulundu. Tüm bu koşuşturmanın arasında boş durmayan Akın Eldes, kendi müzikal bakışını anlatan iki de albüm yayınladı ve bir üçüncüsü de sizlere ulaşmak için gün saymakta. Pinhani’nin ilk albümünde müzikal prodüktör ve gitarist olarak yer aldı . Fırsat buldukça grubun her konserinde çalmaktadır .

Cem Aksel
Davulcu

17 Şubat 1963’de Ankara’da doğdu. Caza ve davula olan ilgisi İstanbul’da ortaokul sıralarında başladı. Lise yıllarında amatörce devem eden müzik hayatı lise sonrası profesyonelliğe dönüştü. 1983 yılında İsviçre Bern’de bulunan, Swiss JazzSchool’a kaydodu. Ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle devam edemedi. O günden bu yana yaşamını müzik ile kazanan sanatçı 60 kadar albüm çalışmasında çeşitli şarkıcılara eşlik etti. Türkiye’nin hemen hemen bütün cazcıları ile çaldı. Halen İstanbul’da yaşayan Cem Aksel, Bülent Ortaçgil ve çeşitli caz müzisyenleri ile farklı mekanlarda çalmaktadır. Pinhani’nin ilk albümünde davulcu olarak yer aldı. Zaman zaman konserlerde de gruba eşlik etmektedir.

Ceyhun Kaya
Üflemeli çalgılar

1 ağustos 1979’da Samsun’da doğdu. 1997’de bağlama, 1999’da kaval, 2000’de klarnet çalmaya başladı. 2001 yılında Ankara’ya yerleşti. Flüt , saksafon, gitar ve başka bircok enstrümanla ilgileniyor. Karadeniz müzikleri, Türk halk müziği, balkan müziği ve alternative rock müzik türlerinde yerli ve yabancı müzisyenlere eşlik etti. Ocak 2007’den beri Pinhani’yle çalıyor, halen Ankara’da yaşıyor ve burda farklı gruplara eşlik ediyor.

Selim Aydın
Gitarist

16 Mayıs 1981’de Ankara’da doğdu. Çocukluğu Adana’da geçti. Ortaokul yıllarında klasik gitar dersleriyle müziğe başladı. Lisedeki grubuyla yarışmalarda ve konserlerde çaldı. Üniversite yıllarında Sinan Kaynakcı ile tanıştı ve onunla beraber Van Basten’de yer aldı. Cem Nasuhoğlu ile gitar ve armoni üzerine çalıştı. Yurtdışında olduğu için ilk albümün kayıtlarında bulunamadı. 2006 Doğu Anadolu turnesi sırasında ise askerdeydi. İlk konserlerinden beri Pinhani ile çalıyor.

Diskografi

2006 - İnandığın Masallar

Albümdeki şarkılar:

1. İstanbul`da
2. Seni Bana Anlatırlar
3. Hele Bi Gel
4. Beni Al
5. Dön Bak Dünyaya
6. Ben Nası Büyük Adam Olucam
7. Haftanın Sonu
8. Unutuldular
9. Yıldızlar
10. Gözler Anlatır


2008-Zaman Beklemez

Albümdeki şarkılar:

1.Zaman Beklemez
2.Düğün
3.Ağlama
4.Ne Güzel Güldün
5.Dursana Dünya
6.Sırası Değil
7.Yansın
8.Bir Anda
9.Yalnızlık
10.Sevmekten Usanmam
11.Düğün Dernek
Devamı »
Son albümünün kulaklarımıza kazınmasından sonra, Yaprak Dökümü dizisine söylediği jenerik müziği, Aslı Güngör ile Kalp Kalbe Karşı düeti ve yaptığı televizyon programları ile kendini unutturmayan Ferhat Göçer yepyeni bir albüm ile geri döndü. 2008 yılının yaz aylarına girerken önce Pinhani, ardından Ferhat Göçer ilaç gibi geldi.

Ferhat Göçer'in Çok Sevdim İkimizi albümü ile ilgili kısaca bilgi vermek gerekirse;

Albümdeki Eserler
  • Yol Bitti Çoktan
  • Bizim Şarkımız
  • Biri Bana Gelsin
  • Aklım Sende Kalır
  • Bir Dua Gibi
  • Gül Ki
  • Sen Söyle Hayat
  • Kabul
  • Son Aşkım
  • Takvim
  • Doymadım Sana ( Emel Sayın'la Düet )
  • Aldırma Gönül
Albüm Tanıtım

Müzik dünyasının aşk, hüzün ve romantik şarkılarının yorumcusu Ferhat Göçer, yeni albümünde Sezen Aksu imzalı dört şarkı var. Ozan Doğulu’nun düzenlemelerini yaptığı albümde Sinan Akçıl, Aslı Zen Yentur, Bülent Özdemir ve Ferhat Göçer imzalı şarkılar da var. “Doymadım Sana” adlı şarkıda Türk Sanat Müziği’nin dev ismi Emel Sayın ile yaptığı düet ile karşımıza çıkacak olan Göçer, Sabahattin Ali’nin “Aldırma Gönül”ünü de remix düzenlemesiyle albümüne taşıdı. İnternet üzerinde yedi milyonun kişi tarafından tıklanan ve defalarca dinlenen, Tugay Ören’in “Bizim Şarkımız” adlı eseri de Göçer’in yeni albümünün sürprizlerinden…



Devamı »
Ünlü erkek dergisi FHM’nin "Dünyanın En Seksi Kadınları" ve "En Ateşli 30 Kadın" listesine Almanya'da yaşayan iki Türk de girmiş.

Bunlardan bir tanesi güdük ama sevimli kızcağız Bahar Kızıl... Almanya'daki Popstar yarışmasında dikkatleri üzerine çeken Bahar, Chris Daughtry ile birlikte yarışma orjinli kaliteli sesler arasına çoktan ismini yazdırdı.

"En Ateşli 30 Kadın" listesinde 8. sırada yer alan Bahar Kızıl, 9. sıradaki dünyaca ünlü manken Heidi Klum’u geride bıraktı. Alman TV kanalı VİVA’nın sunucusu Gülcan Kamps (Karahancı) de 25. sırada yer aldı. Listede birinciliği ise sunucu Michelle Hunziker elde etti.

"Dünyanın En Seksi Kadınları" sıralamasında ise 1. sırayı Megan Fox alırken, Charlize Theron ikinci seçildi. Bahar Kızıl, bu listede de 19. sırayı alarak yine Heidi Klum, Angelina Jolie, Kate Moss, Christina Aguilera, Salma Hayek, Kylie Minogue, Julia Roberts, Cameron Diaz gibi dünyaca isimleri geride bıraktı. Gülcan Kamps ise ilk 100 kadın arasına girmeyi başardı ve 98. sıraya seçildi.


Devamı »
Rapidshare premium aldıktan sonra download hastalığına yakalandım. Sürekli download yapmak istiyorum. Zaman zaman denk gelip izlediğim ama baştan sonra takip etmek istediğim bütün dizileri sırasıyla indirdim. Arada bir kaç vizyon filmi de indirivermişim. Artık son bir kaç günüm... İndirmesi mesele değil de, bu arşivi izleyecek zamanı nasıl bulacağım merak ediyorum.

Bir kaç hafta önce tavsiye üzerine indirdiğim P.S. I Love You, sevgilisiyle hoşça vakit geçirmek isteyenler için ilaç gibi bir film... Hafif melankolik, duygusal ve içinizi titreten bir tarafı var. Baş roldeki Milyon Dolarlık Bebek, her ne kadar o role fazla sert kaçmış olsa da, konusu ile sizi iki saat boyunca bütün dertlerinizden uzaklaştırıyor. Empati kurmanızı, böylesi bir aşka imrenmenizi istiyor. Rahatlıkla istediğini gerçekleştiriyorsunuz zaten... İzledikten sonra, iyi ki izlemişim diyeceğiniz bir film.



Tavsiye edilen duygusal filmler kategorisine yüksek bir puan vererek ekliyorum.
Devamı »
Kolalı bembeyaz yakalıklar takıp, simsiyah önlüklerle dizilirdik tek sıraya... Andımız diye bir şey okurduk. Ezberletilmiştik, neyi tekrarladığım konusunda o yıllarda pek bir fikrim yoktu. Anlamını ve içeriğini kavratmaktansa ezberletip, her gün tekrarlatmayı daha uygun gören bir eğitim sistemimiz vardı. Geriye dönüp düşününce ¨Doğrusun, çalışkansın, sen yaparsın... Yürü be! ¨ benzeri bir şeyler olduğunu hatırlıyorum.

Vatka ile şişirilmiş omuzları ile bir bayan öğretmen gelirdi andımızı okuduktan sonra. Onları çok gözümde büyütmüşüm. Şişkin omuzları, permalı kirli sarı saçları ile, benim için ideal birer kadındı her biri... Aramızdaki yaş farkı hiç mühim değildi. Yaşar Alptekin dansı ile kız tavlandığı yıllardı. Plajlarda slip mayolar giyiliyordu. Hep slip mayomu giyip, Yaşar Alptekin dansı ile öğretmenlerimin peşimden koştuğunu hayal ederdim.

Vatkalı, şişkin omuzları ve permalı kirliye çalan sarı saçları ile bir ilkokul öğretmenidir hayallerimin kadını...



P.S: Türkiye bundan daha kötü günler de görmüş. Yazıyı yazarken anımsadıklarım hiç hoşuma gitmedi.
Devamı »
Bir çok eklenti yazıldı Facebook'u Türkçe yapabilmek için... Hepsi birer reklam tuzağıydı. Benim eklentimi kullanın diyen, gözümüze reklamını sokuşturdu. Firefox indirdiniz, eklentiyi kurdunuz. Arkada çalışan bütün kodlar, sizin Facebook gezintilerinizi yavaşlatmaktan öte gitmedi. Durup dururken başınıza iş açtınız.

Facebook'un Türkçe dil desteği verme çabasının göstergesi olarak algılayabileceğimiz bir eklenti ile artık tüm internet kullanıcıları birer gönüllü çevirmen oluyor. Bu eklenti ile bütün bu reklam saçmalıklarından ve yavaşlamalardan kurtuluyorsunuz. Firefox indirmenize gerek kalmadan, bilgisayarınıza hiç bir şey indirmeden Facebook artık Türkçe...

Hemen eklemekte fayda görüyorum; bu eklenti resmidir, geliştirilme aşamasındadır, sizlerin destekleri ile son haline kavuşacak ve hataları giderilecektir. Şu hali ile karşılacağınız tüm dil hataları düzeltilebilir, yani her an değişebilir.

Şu adrese girip eklentiyi onayladıktan sonra çıkan sayfada karşılaştığımız sağ tarafta "English" olan yeri "Türkçe" yapıyoruz. Bundan sonra nereden, hangi bilgisayardan girerseniz girin Facebook Türkçe.
Devamı »
İstisnaları olsa da, Sinan Çetin'in genelde başarılı işler yapmadığını düşünenlerdenim. Star Tv'de perşembe akşamları, Kurtlar Vadisi Pusu'nun karşısında Fenomen isimli programı ile iki haftadır ekranlarda sihir, illizyon numaraları ile mistik reytingler arıyor. Kuvvetle muhtemeldir ki, tutunamayıp bir kaç program sonra yayından kaldırılacak.

Bir şeyin farkında değil Sinan Çetin... Televizyonun ilk çıktığı yıllardaki saf seyirci yok ki karşısında... Her gösterilene inansın, ağzı açık televizyona kilitlensin. Çıkardığın ünlüler ile daha önce anlaştığın ve bütün programın bir senaryo üzerine kurulu olduğunu anlamamak için çaba sarfetmek gerek. Konuk bir ünlünün böylesi bir yarışmada, gerçekleşen inanılmaz(?) hadiseden sonra "olağanüstü, muhteşem, vay canına" gibi ünlemleri kullanmasının nasıl bir inandırıcılığı olduğunu düşünüyor, merak ediyorum.

Bütün olanların bir canlı yayın hilesi, anlaşmalı kurmaca olduğunu düşünüyorum.

İnsanları aptal yerine koymayın. Kadın programları, evlilik yarışmaları ile beyni sulanmış bir millet oturuyor o televizyonun karşısında ama henüz tahmin ettiğiniz patolojik boyuta gelemedik. Şurada üç beş program daha yapacaksınız. Onda da kendinizi rezil etmeden, izleyiciye güven oluşturacak bir şeyler üretin, sonra da çekin gidin. Adamı hasta etmeyin.



Devamı »
web counter