Avrupa Şampiyonası bizim için sona erdi. Thucky.Com son bir kaç haftadır ağırlıklı olarak milli takımımızın maç özetlerine yer veriyordu. Açıkcası bu kolayıma geliyordu. Zira bütünlemeler ile uğraşmak, bütünlemeleri hallettikten sonra intern staj gruplarının telaşesi derken akşamları bilgisayar başına oturup yazmak zor gelmeye başlamıştı.

Nihayet daha kişisel yazabileceğim zamanı buldum. Söz bu yazıdan sonra daha kişisel olacağım. [ : ) ]

***

Bir kaç gün önce albümünü edindiğim ve Oya Bora'nın Sevmek Zamanı parçasını rezil ettiğini düşündüğüm Grup Mp3'ün klibini izleme şerefine eriştim. Aman Tanrım! O nasıl bir güzellik. Şarkıyı dinlemeyin. Boşverin. Bunlar ne cici kızlar böyle...

Ses falan mühim değil. Zaten ülkemin sese ve müziğe verdiği önem İsmail Yk'nın milyonlar satması ile etiketlendirilmiştir. Hepsi'nin havası da benim için şu dakikadan sonra sönmüştür. Yıldız Asyalı, Cemre'yi, Eren'i, Yasemin'i ve Gülçin'i peşine takar dolaştırır.

Şunu eklemezsem, içim rahat etmeyecek. Benim bildiğim kadarıyla Yıldız Asyalı, başarılı bir oyuncu ve müzisyen... Haluk Bilginer ile Kanal D'ye yaptığı diziden ve Hayat Bilgisi'nden kendisini hatırlıyorum. Piyano ve keman çaldığını biliyorum. Sesi de "benim sesim güzel" diyenlerden kat be kat güzeldir. Neden seksi bir klip ve popüler bir proje ile işin kolayına kaçtı? Anlamış değilim.


Devamı »
Turnuva boyunca mucizelerin takımı olan, yediği her gole Portekiz maçı hariç, cevap veren millilerimiz son maçta Almanya'ya boyun eğdi. Maç boyunca ezici bir üstünlük sağladığımız rakibimize, Rüştü'nün hatası ile hediye ettiğimiz üstünlük sevincini bile yaşama fırsatı vermedik. Nöbetçi golcü Semih yine golünü attı. Dakika 86'ydı. Ancak bu defa şans bize değil, Almanlara gülümsüyordu. Üç dakika sonra, Lahm maç boyunca çıkamadığı kanadından ilk kez yüklendi. Yorgun ve günü kurtaran defansımız çaresizce golü izledi.

Mucizelerle de olsa, futbol olarak son maça kadar hiç bir şey veremesek de, dün gece oynanan futbol tüylerimi diken diken etti. Herşeye bedeldi. Belki kazanıp finale çıksaydık bu kadar sevinmezdim. Dünya alem gördü ki, Çılgın Türkler futbol oynamayı da biliyorlar ve yeri geldiğinde dünya devlerinden birini fır döndürebiliyorlar. Kazım'ından Uğur'una, Semih'inden Sabri'sine, Hamit'inden Topal'ına... Hepsini alınlarından öpmek gerek. Kupa getiremeselerde, Basel'den bizlere onur ve umut getiriyorlar.

2010'da finalde görüşmek üzere...

video
Devamı »
Avrupa Şampiyonası başladı başlayalı birbirinden güzel reklamlar ile sahadaki rekabeti ekranlara taşıyan firmalar arasında, şüphesiz Helldorado'nun The Drinking Song parçasının Türkçe versiyonu ile Ülker bir adım öne çıkıyor. Şarkının orjinali, başlı başına bir marş havasında zaten. Daha önce Dolapdere Big Gang'den dinlemiş ve "Never Again" dilime dolanmıştı. Bu son hali ile şampiyona boyunca her dinlediğimde tüylerim diken diken oldu. Gülben Ergen gibi, İsmail Yk gibi rüzgardan prim yapma hevesi ile değil, gerçekten tribünleri, izleyenleri heyecanlandıracak bir çalışma bu... Şarkının orjinal halini kapalı olan youtube'a arka kapıdan girerek izleyebilirsiniz. Buraya tıklamanız yeterli...


Devamı »
"Wii nedir?" diye başlarsak, konuya yabancı kalmazsınız. Wii, ülkemizde yaygın olarak bulunan PlayStation ve Xbox gibi bir oyun konsolu... Ancak bunlardan ayrılan, üstünlüğü tartışılmaz olan onlarca cazip özelliği içinde barındırıyor.

Vikipedi Wii hakkında şunları demiş:

Wii, Nintendo firmasının geliştirdiği ve 17 Kasım 2006'da piyasaya sürmüş olduğu bir oyun konsoludur. Wii'nin en özel parçası olan oyun kumandası (Wii Remote) harekete duyarlı olduğu için insanların oyun deneyimi ne olursa olsun, rahatça oynayabilir ve eğlenebilir. Wii geleneksel konsolların aksine "oyununu oynamak için aç, oyunun bitince kapat" teknolojisiyle çalışmamaktadır. Nintendo Wii kapatılmayacak şekilde tasarlanmıştır, kapatmak istediğinizde "uyku" (sleep) moduna geçiyor ve ufak bir ampulün tüketeceği kadar enerji tüketiyor. Bu sırada Wii connect24 sayesinde herzaman bağlantıda kalıyor, bilgi aktarmaya devam ediyor.


Devamı »
Bu sene ilk kez gerçekleştirilen ortaöğretimdeki 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin katıldığı Seviye Belirleme Sınavı dün ve bugün yapılan oturumlar ile sona erdi. Gencecik beyinler, hayatlarındaki bu ilk önemli adımda, içinde bulundukları durumun vahametini bilmeden, strese girmeyi henüz öğrenememişken kalem oynattılar. Üzerinden çok uzun zaman geçmese de, yıllar önce girdiğim bu tür sınavlarda neler yaşadığımı, öncesini sonrasını düşündüğümde hepsini çok iyi anlıyorum.

Her sene yapılacak bu sınavlar ile, aslında gençlerin üzerindeki yükü azaltmıyor, onlara daha fazla stres ve gerilim yüklüyoruz. Elbette bu yeni sistemin artıları da vardır. Geleceği tek bir sınava bağlamanın götürdükleri ile, yeni uygulamanın getirdiklerini kıyaslayacak değilim. Ne olursa olsun, milyonlarca genci bir şekilde sıralamak gerekiyor. Herkes kendince haklı... Biz kurtardık kendimizi belki; arkadan gelenlerin Allah yardımcısı olsun.

SBS 2008 7. Sınıf Seviye Belirleme Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarları:

A Kitapçığı Soruları A Kitapçığı Cevap Anahtarı
B Kitapçığı Soruları B Kitapçığı Cevap Anahtarı

A Kitapçığı Soruları (Sıkıştırılmış)
B Kitapçığı Soruları (Sıkıştırılmış)

SBS 2008 Yılı 6. Sınıf Seviye Belirleme Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarları:

A Kitapçığı Soruları A Kitapçığı Cevap Anahtarı
B Kitapçığı Soruları B Kitapçığı Cevap Anahtarı

2.yol :
A Kitapçığı Soruları (Sıkıştırılmış)

B Kitapçığı Soruları (Sıkıştırılmış)

Devamı »
PilliNetwork büyümeye devam ediyor. Yaklaşık bir hafta önce ilan servisini de hizmete sokarak, internet reklamcılığına da farklı bir soluk getirdi. Pilli, zaten yüzbinlerde üyesi ve sürekli güncel, içerikle ilgili kitleye hitap eden siteleri ile reklam dünyasının iştahını her vakit kabartmıştı.

İlan servisi devreye girdiğinden beri, yepyeni sitelerle de tanışma fırsatım oldu. Son örnekle bugün Bildirgeç'e girdiğimde karşılaştım.

Bir pilli üyesinin, kişisel sitesinin ilanını gördüğümde merak ile ilana tıkladım. Yazılarını okuduğumda, bir hekim olarak zihnimde parlayanlar, patolojik bir sürecin, ağır seyreden klinik bulgularıydı.

Bu şahsı ve yaşadıklarını, yazdıklarını sorgulamaktan öte, amacım Pilli servislerine verilen ilanların değerlendirmesinin ne şekilde yapıldığını sorgulamaktır. Zira ilan servisindeki kırmızı çizgileri, ilanların içeriğinin değerlendirmesinde ne gibi kıstaslar olduğunu merak ediyorum. Bugün kişisel olarak birilerini suçlayan veya paranoid yaklaşımlar sergileyen birisi ilan verebildiğine göre, yarın siyasal suçlamalar, politik çıkarlar ile hazırlanan sitelerin ilanlarını da Pilli sitelerinde görebilir miyiz?

Korkum o ki, Ringofon, Adtech ve Cepmaster gibi kontör avcılarının Pilli sitelerindeki potansiyeli keşfedip, Adsense üzerindeki reklam kirliliğini bu tertemiz ve bakir ilan servisine de bulaştırmaları...

Dip Not: İlanda geçen site ile ilgili hekim gözüyle yaptığım değerlendirmenin karşılaştırmalı analizi aşağıdadır.

İlanı veren şahsın kendi sitesinde "
İftira neden bitmiyor?" diye sorup, yanıtladığı yazısında geçen "...beni karalamakta ve derin devlet içindeki bağlantıları ile benim mahkemede hakkımı aramamı engellemekteler..." cümlesi anahtar vazifesi görmektedir.

Kaynak olabilecek bir sitedeki anlatımda, özellikle 2. paragrafta, konu aslında çok net özetleniyor. Ekşisözlük'te de konuya değinenler olmuş, ilgilenenler okuyabilirler.

Devamı »
Kanal 1 son bir kaç aydır yaptığı atakla, rakiplerine nal toplatıyor. Sit-com dizileri, yarışma ve haber programları ile emsallerinin bir adım önünde... Fatih Altaylı, Demet Akbağ ve Mehmet Ali Erbil bir çırpıda aklıma gelen isimler...

Euro 2008'in ilerleyen günlerde sona erecek olması ve yaz döneminde evinden çıkmayan, tek eğlencesi yine televizyon olan hatırı sayılır izleyiciyi elde etme yarışı kaliteli yapımları da beraberinde getiriyor.

Kanal 1'in son atağı A-B grubuna yönelik, özellikle gençlerin ilgileneceği tarzda bir korku-komedi programı. Dışarda örneklerini sık gördüğümüz, bizde yapıldığında nasıl tepkiler oluşturacağını çok merak ettiğim bir proje... Bu gece başlıyor; bakalım Pandora'nın kutusundan ne çıkacak?




“KORKUNÇ GÜZEL” BİR PROGRAM, TÜRKİYE’NİN EN NEŞELİ KANALI KANAL 1’DE ÇOK YAKINDA BAŞLIYOR!
Tüylerinizi ürperten, uykularınızı kaçıran korku filmleri gerçek olsaydı ne yapardınız?

22 Haziran Pazar akşamından itibaren Kanal 1 ekranlarında yayınlanacak olan “GERİLİM OLUR MUSUN?”, benzersiz formatıyla olay yaratacak.

Amerika’da uzun yıllar beğeniyle izlenen program, Türk izleyicisiyle buluşuyor. Dünya standartlarında bir program Kanal 1 farkıyla ekranlarınıza geliyor.

Sıra dışı bir şaka programı olan “GERİLİM OLUR MUSUN?”da, korku filmlerindeki en korkunç sahneler gizli kameralar önünde tekrar canlandırılıyor. Ama kurbanlar bunun bir şaka olduğunu bilmiyor! Üstelik en güvendikleri insanlar da ekiple işbirliği yaparak inandırıcılığın dozunu artırıyor.

Aklınıza gelebilecek en ürkütücü hikâyeler, yaratıcılığın sınır tanımadığı bu programda gerçek oluyor. Mezarlıklar, baltalı adamlar, fareler ve tabii ki dirilen ölüler…

Hakan Yılmaz’ın sunacağı “GERİLİM OLUR MUSUN?” hiç düşmeyen temposuyla size heyecan dolu dakikalar vaat ediyor…

Devamı »
Artık diyecek sözüm kalmadı. Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı finale gelene kadar toplamda sadece 9 dakika önde oynamışız. Son dakikada yediğimiz gole, uzatma dakikalarında cevap verip, penaltılarla karşılaşmayı önde bitirmeyi başarabiliyoruz. Çekirge sürekli zıplıyor. 1 2 3... Oynadığımız futbola güvenmesek de, inanmasak da hepimizin içinde tuhaf bir güven var. Acaba sıra Almanlarda mı diyoruz? Tanrı'nın eli 86' Dünya Kupası'nda Maradona ile Arjantin'in yardımına yetişmişti. Bugün olanları açıklamak için sadece "Tanrı'nın eli" demek yetmiyor.

Umarım Almanya'ya da arefeyi gösterip, bayramı yaşatmayız.

İsmail Yk'nın dediği gibi; "Bas gaza Türkiye bas gaza...!" : )



video

video
Devamı »
Merak ediyorum, Turgut Özakman "Şu Çılgın Türkler" diye bir kitap yazmasaydı; dün geceki, Türkiye - Çek Cumhuriyeti maçını gazeteler nasıl manşetleyeceklerdi? Maçın tamamını düşününce hakkımız olmayan bir sonuç gibi geliyor. Ama diğer taraftan da, biz elenseydik, tek planı Koller'in yarım metrelik göğsüne, uzun ve kel kafasına topu düşürmek olan Çekler çıkacaktı. Futbolu işte bu yüzden seviyorum. 90 dakikayı öfkeyi, nefreti, aşkı, sevgiyi, merhameti, coşkuyu, üzüntüyü... Yaşamda olabilecek hangi duygu varsa hepsini sığdırdığı için seviyorum.

Not 1: Arda'nın golünden sonra Fatih Terim'in mimik ve jestlerine dikkatinizi çekerim. Ata Demirer'in kulakları çınlasın.
Not 2: 3. golde topu alışı, kendi etrafında dönüşü ve vuruşu ile Nihat... İşte 3 maçtır bunu istiyoruz.
Not 3: Hamit, Arda ve Tuncay'ın hırsı ayakta alkışlanır. Ne zaman tempo düşse, vitesi 4'ten 3'e çekip devri yükseltiyorlar, tempo veriyorlar.

video
Devamı »
Videonun sonuna kadar üzerinde nasıl duracağını merak ederek sabrettim. Yoksa izlemezdim. Sonunda şaşıracağımı biliyordum ki. Hıh. Eski dediği t-shirt o kadar da eski değildi bi'kere. Bunun bikininin geçirdiği evrimde bir etkisi olduğunu düşünmüyorum tabii ki... T-shirt eski de olsa, yeni de olsa bir geri dönüşüm harikası, Burhan Altıntop çalışması işte. Bu gibi şeyleri, Derya Baykal ablamızda da görmek istiyoruz. ,
Devamı »

Devamı »
trafik kazasında kaybedince anne ve babasını çıkmaz oldu bilardo salonundan üç topun birbirine inceden dokunmasında ustalaştı, sıcacık...
üç top, anne, baba ve çocuk.

(sunay akın'dan semih saygıner'e...)*



*Semih Saygıner: Altı kardeşin beşincisi olarak 1964 yılında Adapazarı'nda doğdu. 14 yaşındayken annesini ve babasını üzücü bir trafik kazasında kaybetti. Başarılı bir okul hayatı olmasına rağmen ailesinin vefatı nedeniyle okuluna ara verdi. Bir süre sonra tekrar sınava girip Endüstri Meslek Lisesi Elektrik bölümünü kazandı. Ancak ailesini kaybetmenin verdiği üzüntü nedeniyle psikolojik sorunlar yaşayan Saygıner, okul hayatına nokta koymak zorunda kaldı. Bu dönemde bir arkadaşının tavsiyesi sonucunda bilardo ile tanıştı.

17 yaşında katıldığı İstanbul Bilardo Şampiyonası'nda şampiyon oldu. Ünü Türkiye'ye yayılan Saygıner'e açılış ve turnuva davetleri gelmeye başladı. Birçok başarı elde etmesine rağmen hayatını bilardodan kazanamadığı için bu sporu hobi olarak devam ettirmeye karar verdi.

Ağabeyinin müteahhitlik firmasında çalışmaya başladı. Fakat bilardodan kopamayacağını anlayınca 1986'da askerlik dönüşü, tekrar İstanbul'a geldi. Bir bilardo salonunda çalışmaya başladı. Burada hem hayatını kazandı hem de antrenman yapma fırsatı buldu.

1988 yılında Türkiye'de yapılan bir gösteri turnuvasında dünya şampiyonlarına karşı gösterdiği performansla kendine güveni artınca kariyerini uluslararası platforma taşımaya karar verdi. İlk önemli başarısını Almanya'da yapılan Dünya Kupası'nda, o yılın Dünya Şampiyonu olan Ceulemans'ı 3-0 yenerek elde etti. Bunun sonucunda Dünya Klasmanı'nda altıncılığa yükseldi.

1993'te Berlin'de dünya üçüncülüğünü elde etti. 3 bant denilen klasik Avrupa bilardosunun en iyilerinden olan Saygıner, 1994 Dünya Bilardo Kupası'nda birinci olup dünya klasmanında üçüncülüğe yükseldi. Aynı yıl bilardonun en önemli ligi olarak bilinen Hollanda Takımlar Ligi'ne transfer oldu ve 1994'ten bu yana sayısız başarılara imza attı.

1995 yılında Bayanlar Türkiye şampiyonu ve Türkiye Bilardo Federasyonu kurucu üyesi Aygen Berk ile evlendi. 1996-1997 yılları arasında Bilardo Federasyon Başkanlığı yaptı.

Semih Saygıner'in 2 dünya rekoru, bilardo literatürüne geçen 40 vuruşu bulunmaktadır. Dünya bilardo camiasında "Mr. Magic" ve "Turkish Prince" lakaplarıyla anılmaktadır. Bilardoyu, turnuvaların yanısıra artistik şov yönüyle de her yaştan insana sevdirmiştir.

Devamı »
web counter