Yaza damgasını vuran parça kuşkusuz Bengü'nün Gezegen'i... Serdar Ortaç imzalı parçaları ile her yaz mutlaka adından söz ettiriyor Bengü... Hoş; adından şarkıları ile söz ettirmese de, güzelliğinden konuşuruz.

Bengü, "club songs" denen ve son yıllarda Demet Akalın ile birlikte yaz aylarının vazgeçilmezi haline gelen bir tarzın da öncülüğünü yapıyor. Demet Akalın, Bebek şarkısı ile yaz aylarının başlarında nasıl plajlarda, kulüplerde susmadıysa, Bengü'nün Gezegen'i de yaza noktayı koydu. Şu sıralarda televizyonlarda video klibi en çok dönen isimlerden olmasının sebebi sanırım, klibin biraz geç gelmesi. Henüz haziran aylarının başlarında Beyaz Show'da dinlediğimde, "Bu yaz bunu dinleriz." demiştim. Ama klip o kadar geç geldi ki; eylül ayının sonunda ancak bahsedebiliyorum.

Bengü - Gezegen Şarkı Sözleri

Bıktım bu yalnızlıklardan,
Sebepsiz haksızlıklardan,
Sorunlu ayrılıklardan.

Gereksiz çekip gitmekle,
Dert üstüne dert bindirmekle,
Kırılmış kalp hırsızlardan.

Ne inancım kaldı bu aşka, ne de sancım var,
Ne inatla kalbimi kırdın, ne kazancın var?
Yürek az çok kendine geldi, gidecek yer var,
Önümüzde koskoca bir yıl, coşacak yer var.

[Nakarat]
Tıkadın bütün yollarımı, sana verdiğim yıllarımı,
Biriken tüm imkanlarımı alıp çek git.
Sana verdiğim son hediye, beni bir daha görme diye,
Gezegendeki son gemiye binip çek git.

video

Devamı »
Bu beli ve göbeği açıkta bırakan pantolonlara oldum olası bir gıcıklığım var... Teşhirciliğin modernize edilmiş şekli gibi...

Bazısı kendine yakıştırıyor, üzerinde çok hoş duruyor.Onlara lafım yok...Fakat bazısı ise -dikkate değer bir kesim- sürekli olarak görünen kısmın kapatılması ile meşgul oluyor.Çekiştirip duruyor.Ya giyme, ya da çekiştirme... Değil mi ama?

Değinmek istediğim konu ise daha da farklı... Bunu giyen bayan arkadaşların hasta olup olmadığını merak ediyorum ben.

Geçen gece biraz belim açıldı diye günlerdir neler çektiğimi ben biliyorum.Bu pantolonlardan giyenlere hiç mi esmez rüzgar...

Şaşırmamak elde değil... Bayan olmak ise hiç kolay değil...

Bir de şu stringi gösterme modası çıkmadı mı; onu hiç mi hiç anlayamıyorum.



Devamı »
Göbeğinizden bir an önce kurtulmak istiyorsanız egzersiz konusunda bilinçlenmelisiniz... Dört tane ana karın kası grubu vardır. Bunlar üst karın ve alt karın kaslarımız ve çapraz karın kaslarıdır. Kısa mekikler yapmak üst karnı aktif olarak çalıştırır yani yattığımız yerden doğrulmaya çalışmak...

Her iki bacağımızı yerden 15-20 santim kaldırıp indirmeye çalışmak, havada bisiklet pedalı çevirir gibi hareketler yapmak ise alt karnı çalıştırır. Yattığımız yerden çapraz doğrulmaya çalışmak da çapraz karın kaslarını çalıştırır. Karın kasları kuvvetlendiğinde duruş düzelir, bel ağrıları azalır. Görünüm olarak çok daha genç bir duruş sağlanır. Çalışan kasın üzerinde yağ birikimi oluşmaz, kuvvetli karın kası olanların ileri yaşta karın bölgesinden fıtık oluşumu engellenir. Birkaç dakikalık hareket size sağlık olarak geri döner.

Örneğin otururken karın kasınızı kasılı tutun, on saniye içinizde havayı tutun sonra bırakın. İzometrik dediğimiz kasılmalar karın kasımızı korur. Ayrıca yürürken insanlar karın kaslarını kasılı olarak yürüdüklerinde aktif olarak karın kaslarını çalıştırmış olurlar. Bunlar alışkanlık haline de getirilebilir. Bu alışkanlık aynı zamanda size çok daha dik bir duruş kazandıracaktır. Karın kaslarınızı çalıştırırken bir yandan da yanlış duruş pozisyonlarınızı da düzeltmeniz mümkün olabilir.


Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir... Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemlidir. Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz. Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler. O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu egzersizleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece 'spora zamanım yok' diye bahaneniz de kalmaz.
Devamı »
Tanım: Mide veya intestinal içeriğin özefagusa reflüsü sonucunda ortaya çıkan semptomlarla giden klinik tablo ’gastroözefagiyal reflü hastalığı’ (GÖRH), reflü sonucu özefagus mukozasında oluşan hasar ise ’reflü özefajit’ olarak tanımlanır. En sık görülen özefagus(yemek borusu) hastalığıdır.

Patogenez: Esas olay reflü olan materyaldeki asit ve pepsinin özefagus mukozası ile temas ederek hasar ve semptom oluşturmasıdır. Genel olarak en önemli mekanizma alt özefagus sfingterinin yutkunma olmadan geçici relaksasyonudur. Patogenezde rol oynayan faktörler;
• Alt özefagus sfinkter (AÖS) basıncında azalma,
• Hiatal herni,
• Özefagus klirensinin azalması veya gecikmesi,
• Mide boşalma zamanının uzaması,
• Mide asidinin artması,
• Özefagus mukoza direncinde azalma,
• Mukoza zedeleyici materyalin reflüsü sayılabilir.
• İntra abdominal basıncın artışı,
• Özefagus ameliyatları.
Klinik:
• En önemli ve değişmez semptom retrosternal yanmadır (pirozis).
• Özellikle uykuda aspirasyona bağlı olarak kronik larinjit, kronik öksürük ve pnomoni gelişebilir.
• Bazı hastalar anjina benzeri göğüs ağrısından yakınabilir.
• Disfaji nadirdir ve reflü özefajite bağlı striktür veya özefagus dismotilitesinden kaynaklanır.
• Ülser ve erazyon sonucu anemi görülebilir.
Tanı:
• Semptomların tipik olduğu bir hastada GÖRH tanısı iyi alınmış bir öykü ile konulabilir.
• Atipik semptomları olan veya ampirik tedaviye cevap vermeyen hastalara ileri tanı metodları,
• Baryumlu özefagografi (ilk yapılacak tetkik) ve üst endoskopi reflüyü göstermede yardımcıdır.
• Gastroözefagiyal sintigrafi ve Bernstein testi tanıda yardımcıdır.
• PPI testi: GÖR düşünülen hastada semptomların çift doz PPI (proton pompa inhibitörü) tedavisine cevap verip, ilaç kesilince tekrarlaması
• GÖR’ün gösterilmesi için kesin tanıda uzun süreli özefagiyal pH ölçümü kullanılır.
• Reflüye bağlı özefajitin kesin tanısı endoskopi+biyopsi ile konulur.
Tedavi: GÖRH tedavisi patogenezde rol oynayan faktörlere yönelik olarak planlanır.
GÖRH de temel tedavi prensipleri
• AÖS basıncının artırılması
• Özefagus klirensinin hızlandırılması
• Mide içeriğinin ve asiditenin azaltılması
• Özefagus mukozasının korunması
• Mide boşalmasının hızlandırılması

GÖRH tedavisinde genel önlemler
• Yatak başının yükseltilmesi (~ 20cm)
• Öne doğru eğilme hareketlerinden kaçınılması
• Sıgara ve alkol alımının bırakılması
• Fazla kiloların kaybı, kilo alınmaması
• Yemekten 3 saat sonraya kadar yatılmaması
• Dar ve sıkı giysilerden kaçınılması
• Yemeklerdeki yağ miktarının azaltılması
• Düzenli 3 öğün yenmesi ve bir öğünde aşırı yemeden kaçınılması
• Semptomları artıran yiyeceklerden kaçınılması (baharatlar, çay, kahve, asitli içeçekler, domates, çukulata)
• Alt özefagus sfingterini gevşeten ve reflüyü artırabilen ilaçlardan kaçınılması (Antikolinerjikler, teofilin, benzodiazepinler, kalsiyum kanal blokerlerleri, nitratlar, beta mimetikler, narkotikler, progesteron içeren ilaçlar)
Devamı »
Kimisi huzur bulduğunu, kimisi düşünmeye fırsat bulduğunu iddia etse de, ortak amacın sıkıntıları(!) bırakmak olduğu yerler tuvaletler...

Seneler önce ilginç bir kaç tuvalet tasarımına rastlamıştım. Ancak bu kadar eğlenceli ve yaratıcı tasarımları ilk kez görüyorum. Tüm dünyadan derlenmiş tuvaletler... İnsan bunlara kıyıp da... Neyse... :)


Devamı »
Bisiklet çocukluğumun en büyük hayaliydi. Bisikilete binmeyi öğrendiğim gün, ya unutursam diye o kadar korkuyordum ki bir an önce bir bisikletim olmalı ve sürekli pratik yapmalıyım diye düşünüyordum. Çocuklar için uzunca sayılabilecek bir süre beklemek zorunda kalmıştım bisikletime kavuşana kadar.

Sonra ne oldu bilmiyorum o bisiklete... Kardeşim de epey hırpaladıktan sonra satmıştım sanırım. Apartmanın bodrumunda küflenmeye yüz tutmuş olmalı. Zira bir bisiklete sahip olmam ile bilgisayarın hayatıma girmesi aşağı yukarı aynı senelere tekabül ediyor. Bilgisayar ve internetle tanışınca çocukluğumun o büyük, ulaşılmaz hayali bisikletin havası sönmüştü.

Bisiklet bizim çocukluğumuzun en teknolojik oyuncağıydı. Şimdi "teknolojik" bile sayılmıyor belki... Ya daha ötelere gitsek; en eski bisikletlere ve bisiklet modellerine baksak...


Devamı »
Geyşa, Japonya'da 17. yüzyıldan bu yana eğlence hayatında erkek müşterilere şarkı, dans, sohbet ve oyunlar ile eşlik eden kadınlara verilen isim...

İyi bir geyşa olmak için güzellik ve gençlikten çok, güzel sanatlara ve müziğe olan yetenek, tatlı dil ve müşteriyi iyi ağırlama gibi özellikler önemlidir. Bu yüzden ileri yaşlarda da geyşalığı sürdürmek mümkündür. Mesleği bırakan geyşalar genellikle, bar ya da restoran işletmek gibi eski işleriyle bağlantılı işler yaparlar. Müşterileriyle evlenip işi bırakan geyşalara da rastlanır.




Geleneksel geyşalık mesleğinde her geyşanın duygusal, cinsel ve ekonomik olarak ilişkide olduğu bir dannası, yani koruyucusu vardır. Ancak günümüzde koruyucuya sahip olmak ya da olmamak geyşanın kararına kalmıştır.

2. Dünya Savaşı'na kadar olan dönemde geyşa olarak yetiştirilmiş bir kızın, geyşalık seviyesine gelebilmesi için mizuage töreni yapılırdı. Mizuage töreninde geyşa, tam bir eğitim aldıktan sonra hatırlı bir müşteriye çok büyük paralar karşılığında bekâretini verir; çoğunlukla aldığı paranın büyük kısmını kendini yetiştiren geyşa evine eğitim masrafları olarak öderdi.


Buraya kadar anlatılanları Bir Geyşanın Anıları filmi ile zaten öğrenmiştik.

Neredeyse Japon bayanları ile özdeşleşen kimono giysileri ve geyşa ayakkabıları ile simgesel bir duruşları olmasına rağmen, geyşalık geçtiğimiz yüzyılın başlarından itibaren eski değerini yitirmiş durumda... Batı toplumu ile entegre olan Japonya'daki bakış açısı da -şu anda- kültürel bir ritüelden ziyade, daha çok vesikalı hayat kadınlığı seviyesinde...

Gençliği ile, güzelliği ile bir dönem el üstünde tutulan yaşlı ve emekli bir geyşanın, daha güzel olabilmek uğruna ne hale geldiğini görmeye hazır mısınız? Sigara paketi kadar pabuçların içinde o ayaklar ne hale gelmiş. Bu resmen çılgınlık...

Daha küçük ayaklar, her zaman daha güzel ayaklar demek midir?


Devamı »
Gönüllerin huzurla dolduğu, İslam aleminin 11 ayının sultanı Ramazan ayının yarısını geçtik. Bayrama çok kısa bir süre kala, dünyada Ramazan ayı nasıl geçiyor diye merak ediyor musunuz? Her ülkede değişik tatlar, her kültürde değişik adetler ile karşılaşanan bu ayın önemi ve güzelliği bambaşka...

Ramazan ayı, Müslüman nüfusun ağırlıkta olduğu her yere rengarenk görüntüler, insanlara heyecan getirmiş. Pakistan'dan Endonezya'ya İslam'ın bayrağının dalgalandığı her ülkeden değişik fotoğraflarla ilgi çekici bir galeri...

Dünyanın dört bir köşesinden Ramazan manzaraları...


Devamı »
Ortaöğretim ve ön lisans mezunları ile bu öğrenim düzeylerinden mezun olabileceklere yönelik Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), 21 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek.

KPSS, ÖSYM tarafından 81 il merkezinde yapılacak. Sınav, başvuru yapan aday sayısının fazla oluşu ve sınava gireceklerin sayısının bazı sınav merkezlerinin kapasitesinin çok üzerinde olması nedeniyle ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde iki ayrı oturumda yapılacak.

Sınav, ortaöğretim düzeyinde girecek adaylar için saat 9.30'da, ön lisans düzeyinde girecek adaylar için ise 14.30'da gerçekleştirilecek. Sınavın süresi 150 dakika olacak.

Adayların sınava gelirken yanlarında, sınava giriş ve kimlik belgeleri, nüfus cüzdanları, bir fotoğrafları ile yumuşak uçlu kalem ve silgi bulundurmaları gerekiyor. Cep telefonu yanında olan adaylar sınav binalarına kesinlikle alınmayacak.

Sınavda adaylara genel yetenek ve genel kültür testleri uygulanacak.

21 Eylül 2008 KPSS Soruları ve Yanıtları

Ortaöğretim Soru Kitapçığı A: Ön Kapak - Genel Yetenek Testi - Genel Kültür Testi - Arka Kapak - Genel Yetenek Cevap Anahtarı - Genel Kültür Cevap Anahtarı

Önlisans Soru Kitapçığı A: Ön Kapak - Genel Yetenek Testi - Genel Kültür Testi - Arka Kapak - Genel Yetenek Cevap Anahtarı - Genel Kültür Cevap Anahtarı
Devamı »
Tüylerim diken diken izledim. Sahneye bu kadar hakim olup, bu kadar güzel mi söylenir? Sanki yarışmacı değil de, konuk sanatçı gibiydi. Arkadaşımla gurur duydum. İlk performansından aldığım heyecanla, bu yarışmayı alıp götüreceğini düşünüyorum. Kendisini çok geliştirmiş. Popstar Alaturka yarışmasının 7. döneminin 109 numaralı yarışmacısı Hüseyin'in ilk performansı Tutamıyorum Zamanı...



video

Devamı »
2007-2008 Eğitim Öğretim Yılı İstiklal Marşımızı ezbere ve güzel okuma yarışmasında İstanbul Şampiyonu olan Burhan Gezer'in sesinden... Ödül töreninde okuduğu şekliyle... İnsanın tüyleri diken diken oluyor.


Devamı »
Hapishanede geçen zamanın çok da kötü olduğunu düşünmeyin. Avusturya'da bir hapishanedeki imkanların, hayatınız boyunca rüyalarınızda bile göremeyeceğiniz konforda olabileceğini biliyor muydunuz?

Eminim ki, aşağıdaki fotoğrafları gören bir çok vatandaşımız, Avusturya'daki Carniola Hapishanesinde yatmak için suç üstüne suç işleyeceklerdir. Neden diye sormadan, fotoğraflara bir göz gezdirin ve kendi kendinize sorun; kaçımız aşağıdaki standartlarda bir hayat yaşıyoruz?










Devamı »
Anemi, bir çeşit kan hastalığıdır.

•Kanda normalden daha az alyuvar (KKH- kırmızı kan hücresi) bulunması
•Kanda normalden daha az hemoglobin bulunması (alyuvarın oksijen taşıyan bölümüne hemoglobin denir.) durumlarına anemi ismi verilir.

Yeterli sayıda alyuvar olmadığında ya da çok az hemoglobin olduğunda, kan, vücudun tüm bölümlerine yeterince oksijen taşıyamaz.

Aneminin birçok farklı çeşidi vardır:

•Demir eksikliği anemisi
•Hemolitik anemi
•Vitamin B-12 eksikliği anemisi
•Folik asit eksikliği anemisi
•Alyuvarlardaki kalıtsal anormalliklerden kaynaklanan anemi (örneğin; orak hücreli anemi ve talasemi)
•Romatoid artrit gibi kronik hastalıklardan kaynaklanan anemi

Anemi eritrosit sayısının azalması, hemoglobinin düşmesi veya herikisinin birlikte olmasıdır. Normal bir erişkin erkekte Hb değerinin 13 gr/dl’nin, kadında ise 12 gr/dl’nin, hamilelerde ise 11 gr/dl’nin altında olması anemi olarak değerlendirilebilir. Aneminin yarattığı en önemli sonuç doku hipoksisidir. Anemi yavaş gelişirse doku hipoksisini önlemek için çeşitli kompanzasyon mekanizmaları devreye girer.

Bu mekanizmalar;
•Total volümü normal tutmak için plazma volümü artar.
•Eritrosit içinde 2-3 DPG miktarı artar. Böylelikle oksihemoglobin disosiasyon eğrisi sağa kayar, Hb'nin O2 ‘ne afinitesi azalır. O2 dokulara daha rahat geçer.
•Ciddi anemilerde periferik vasküler dilatasyon olur, sistemik vasküler rezistans düşer, kardiak output artar.
•Diastolik basınç azalarak nabız basıncı artar.

Anemilerde genel semptomlar:
•Halsizlik ve yorgunluk (en sık görülen semptomdur).
•Egzersiz dispnesi
•Başağrısı
•Çarpıntı, senkop, kulak çınlaması
•Uyku bozukluğu, libido azalması, saç dökülmesi
•Konsantrasyon bozukluğu, baş dönmesi, anjina pektoris, iştahsızlık, kilo kaybı,

Anemilerde genel bulgular:

•Deri ve mukozada solukluk (en sık bulgu)
•Taşikardi, nabız basıncının artması, ejeksiyon üfürümü, hiperkinetik kalp yetmezliği
•Hafif periferik ödem.
•Dil atrofisi: B12, folat ve demir eksikliğinde
•Nöropati, ataksi: B12 eksikliğinde
•Sarılık, splenomegali: Hemolitik anemiler
•Peteşi: Trombositopeni ile birlikte giden anemiler

Devamı »
Albümü ilk dinlediğimde kulağımda yer eden, bu yaza damgasını vuracak dediğim parçaydı Aşk-ı Virane... Rafet El Roman'ın her albümünde muhakkak bunun gibi sürükleyen, dillere dolanan parçası oluyordu. Ama bu sefer çok farklı bir yerden yakaladı. Günlerdir her yerde bu parça çalıyor.

Rafet El Roman ve Yusuf Güney'in Aşk-ı Virane'si, yaklaşık bir buçuk ayda bloga 50.000'in üzerinde ziyaretçi getirdi. Satış rakamlarına, video klip kanallarındaki sms sıralamalarına bakmayın. Gerçek başarı budur. İnsanların alım gücü, geçim derdi gibi paydaları sıraladığınızda, internet ve müziğin pay olarak oluşturduğu oran yabana atılmamalı...

Yusuf Güney'in sözüne, müziğine... Rafet El Roman'ın ellerine sağlık diyorum. Aşk-ı Virane'nin yüksek kalitedeki klibini aşağıdaki görselden izleyebilirsiniz. Ya da izlemeyip sadece dinleyebilirsiniz de... :)



video
Devamı »
Uluslararası terörist Deşifre, tüm dünyadan terör örgütlerinin paralarını işletiyordur. Deşifre bir gün Pentagon’dan bir virüs çalar ve üzerinde çalıştığı kimyasal silah kullanıma hazır hale gelir.

Planını Türkiye’de toplanan NATO zirvesinde, virüsü su şişelerinin içine enjekte ederek gerçekleştirir. İnsanların başkalaşmasına sebep olan virüsle delegelerin kimi kadına, kimi ağaca vb. dönüşür. Olayı çözmek için görevlendirilenlerse başarılı olduğu kadar sakar da olan ajan K9 ve güzel ve seksi ortağı ajan Ayşe Kosovalı'dır.

Sakarlık ve absürdlüklerle dolu macera, türüyle Avrupa sinemasında dahi örneği olmayarak Türkiye için de bir ilktir. 2.5 milyon dolar bütçeli filmin başarılı oyunculardan oluşan ve 1.500 figürana sahip zengin kadrosunun yanısıra sanat yönetmenliğini, senaryodaki seçiciliğiyle tanınan 5 Altın Portakal ödüllü Mustafa Ziya Ülkenciler yapmıştır.

Tür : Komedi / Macera
Gösterim Tarihi : 26 Eylül 2008
Yönetmen : Bülent İşbilen
Senaryo : Duygu Gelbal
Yapım : 2008, Türkiye
Oyuncular: Melih Ekener (K9) , Cengiz Küçükayvaz (Deşifre) , Didem Erol (Ayşe Kosovalı) , Züleyha Karyağdı , Salih Kalyon (Amerikan Generali) , Erdal Tosun , Haldun Boysan , Atilla Sarıhan , Osman Gidişoğlu , Fatih Altınöz (Kekeç Oğlan) , Bülent Şakrak , Arif Burak Öncü , Atilla Arcan

Facebook arkadaşlarım arasında bulunan Didem Erol vasıtasıyla haberdar olduğum Süper Ajan K9, Amerikan sinemasından aşina olduğumuz sakarlıklar ve aksiyon etrafında dönen eğlenceli, popcorn filmleri kategorisinde ülkemizde bir ilk... Melih Ekener'in henüz hakettiği yerde olmadığına inanan birisi olarak bu filmdeki performansı ile yerli Mr.Bean olacağını düşünüyorum. Didem Erol için ise çok bir şey söylemiyorum.

"Ailecek beğenerek izliyoruz."

 
 

Devamı »
İşsizlik %8'den %9'a çıkmış diye bir haber duydum bu gece Star Haber'de... Yani 96.000 yeni işsiz daha katılmış sokaklara...

Memlekette herkes masa başı iş isterken, kimse eline kazmayı küreği almaya yanaşmazken bu oranlar çok da şaşırtıcı değil bence. Hatırı sayılır miktarda insana ekmek veren bir işveren yakınım, iş başvurularında herkesin bilgisayar bildiğini özellikle vurguladığını söylemişti. Google ya da Apple gibi bir kuruma başvuruda bulunmuyorsanız, bilgisayar bilmenizin çok anlamı kalmıyor. Hoş, onlar zaten sizin bildiğinizi bilgisayardan saymıyor.

Genelde bilgisayar ile ilgili kadrolar alımlı ve kibar bayanlarca dolduruluyor. Çünkü sizden istenecek olan en karmaşık iş biraz Word'de yazı yazıp, yazıcıdan çıkartmanız olacak... İşverenlerce aranan ve eksikliği en çok hissedilen insan gücü... Çalışacak, ter akıtacak emekçi...

Bizde durum, işsizlikten kırılıp, iş beğenmemek ikilemine sıkışıp kalmış olsa da, elalem bulduğu işe sıkıca yapışıyor. İşte dünyanın en kötü mesleği...

"Daha kötüsü var mıdır, bilmiyorum."


Devamı »
Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!


Emre Belözoğlu'nun annesine kriz geçirten, Türk televizyon tarihinin en bol keseden hakaretlerinin savrulduğu yayın... Sevsek de sevmesek de, Emre de bir insan.

8 Eylül Pazartesi günü NTV kanalında yayınlanan 90 Dakika programında, Hıncal Uluç tarafından hakkımda hakaret sınırını aşan ithamlarda bulunulmuştur.

Bu yapılan yorumlar karşısında tüm hukuki haklarımı kullanarak, Hıncal Uluç ve şahsımla ilgili bu tür yorumların yayınlanmasına izin veren NTV hakkında tazminat davası açacağım.

Türk spor kamuoyuna saygı ile duyururum.

Emre Belözoğlu

Söz konusu Hıncal Uluç konuşması:

"Takımın lideri Emre Belözoğlu. Emre olsa olsa anti lider olur. Bir liderde olmaması gereken ne kadar vasıf varsa Emre'de var. Antipatik, medya nefret ediyor, seyirci sevmiyor, takım arkadaşlarının kendisine sevgisi ve saygısı yok, son 5 yılda futbol hayatının yüzde 80'ini sakat geçirmiş, sahaya çıkarken bile 'En fazla 60 dakika oynarım. 90 dakika bana tahammül ettiği için hocama teşekkür ederim' diyen biri takımın lideri. Başka hiç adam kalmamış gibi.

Ben Emre karekterinde bir adamın Milli Takım'a çağırılmasına bile karşıyım. Türk Milli Takımı'nın kaptanlığı o kadar ucuz değil. Türk Milli Takımı'nın kaptanlığını bu düzeye düşürmeye kimsenin hakkı yok.
Basın tribününe işaretler yapan, İsviçre maçında olayları çıkarıp ceza almamıza sebep olan adamı 'benim liderim bu' diyemezsin. Türk gençliğinin önüne böyle bir örneği lider diye koyamazsın. Çünkü bu spor olaylarının ahlaki bir yönü de var. Türk Milli Takımı kaptanlarını gözünün önünden geçir ve o listeye Emre'yi de koy bakalım. Yakışıyor mu?"

Devamı »
İnsan emeğinin çok ucuz olduğu Hindistan ve Çin'de büyük patronlar, büyük paralar kazanırken, halk fakirlikten kırılıyor. Gıda, içilebilir su, temiz kıyafetler gibi temel yaşam malzemelerinin lüks sayıldığı; emek kadar hayatın da ucuz olduğu bu ülkelerde halk sağlık ihtiyaçlarını da ekonomik durumu ölçüsünde karşılıyor.

Hindistan ve Çin'den sokak dişçilerinin yaptıkları tıbbi müdaheleler(!) ile ilgili küçük bir resim galerisi...

Kaynak Galeri: http://spynet.ru/2007/10/16/ulichnaja-stomatologija-10-foto.html
Devamı »
Can Dündar'ın yazıp yönettiği, müziklerini Goran Bregoviç'in yaptığı Mustafa filmi 29 Ekim'de gösterime giriyor. Fragmanını biraz önce izledim. Ben de büyük heyecan ve merak uyandıran Mustafa, siyah beyaz Atatürk belgesellerinden sıkılan, klasik bilgiler ile zihinleri sığlaşan gençlere modern animasyon teknikleri, samimi bir dil ile Mustafa'yi anlatmayı hedefliyor.

Atatürk'ü anlatan bir çok belgesele imza atan Can Dündar, bu kez parçaları birleştirmek istemiş. Farklı dönemlerini anlatan bir çok belgesel bulunduğunu ama bütünüyle hayatını anlatan bir belgesel bulunmadığını ifade eden Can Dündar, bu kez izleyici fazlasıyla şaşırtacağa benziyor.



Can Dündar belgeselin ismini de neden Mustafa koyduğunu, filmin önemli sahnelerini şöyle açıklıyor:

Neden "Mustafa"?
"Kemal" ve "Atatürk" onun sonradan edindiği isimler çünkü…
"Mustafa"da biz, onun en yalın haline ulaşmaya çalıştık.
Onu sadece annesinin çağırdığı isimle hatırlamak ve hatırlatmak istedik.
İzleyeceğiniz fragmanda Sarı Zeybek'in ünlü Dolmabahçe sahnelerinden birine atıf var. Bana bu kapıları açan ilk belgesele yollanmış bir demet çiçek sayabilirsiniz.
Bu, aynı zamanda filmin de açılış sahnesi…

* * *

Karga kovalama sahnesine gelince…
Hepimizin çocukluğundan beri dinleyegeldiği bu tanıdık öyküyü canlandırmak ve hep ders kitaplarında "kovaladığı kargalar"ı perdede görmek istedim.
İronik… ama o dönem yaşadıklarının, Atatürk'ün kişiliğinde çok önemi var bence…
Gerçekten kargaları kovaladığı Langaza'ya gittik sırf bu sahne için…
Bahse konu tarlanın yakınlarında yaptık çekimi...
Ve çocuğu da oradan bulduk:
Adı Yorgo…
Bir Yunanlı…
Ve kendi halkına bir dönem düşman belletilen adamın çocukluğu rolünü büyük keyifle oynadı.
Kargalara gelince… onlar Uğur Erbaş'ın can verdiği animasyon yaratıkları…

* * *

Langaza'da karga sahnesi çekildikten sonra "Mustafa"ya tepede bir yere bir ev kurmamız gerekiyordu.
Afişte göreceğiniz bu çalıçırpıdan ev, onun muhacirliğinin, "yurtsuzluğunun", yurt arayışının simgesiydi aslında…
Sadece onun da değil:
Koca bir imparatorluğu yitiren halkın, sıkıştığı küçücük yurdu da simgeleyecekti o çocuksu kulübe…
Kulübeyi yapan çocuk da bir Makedonyalı…
Alexandre…
Onu da Langaza'da yemek yediğimiz restoranda tesadüfen "keşfettik". Saadet Özen, çocuğun ailesini bu role ikna etti.
Tabii Alexandre kendisinin filmin ana kahramanı ve afiş yıldızı olacağını bilmiyordu.
Doğrusu biz de bilmiyorduk.
Ama onu kulübenin içinde gördüğüm an, "İşte afişimiz bu" dedim görüntü yönetmenimiz Murat'a…
Ve hem fragmana hem afişe damgasını vuran harika bir görüntü çıktı ortaya…
Aynı Alexandre, elinde çalı çırpılarla ev yapacağı tepeye tırmanırken, aynı zamanda Uğur Hoca marifetiyle, Dolmabahçe'deki tablonun içinden çıkıp gelen çocuk oldu.
Goran'ın akordiyonu ona keyifle eşlik etti.
Neyse bu kadar laf yeter; hala sabredip izlemediyseniz, şimdi artık izleyebilirsiniz.

Mustafa Filmi Resmi Sayfası


Devamı »
Geçen hafta 7. dönemi başlayan Popstar Alaturka'da bu gece yarışacak olan 109 Hüseyin Alpbayrak, ortaokul ve liseden arkadaşım... Tanıdığımdan beri müziğe olan ilgisi hep vardı. Okuldaki etkinliklerde, konserlerde hep ön saflarda yer alırdı. Sesi de fena değildi. Daha sonra Almanya'ya gittiğini duymuştum. Burada gruplar kurmuş, müzik eğitimi almış. Bir kaç kez bu tür yarışmalara başvuruda bulunduğunu da biliyordum. Azminden elinden hiç bir şey kurtulmuyor. Popstar Alaturka 7. dönemde, bu gece izleyeceğiz.

Bu tür yarışmalarda, biraz sivrilen, şöhrete hafif hafif yaklaşanın hemen bir şok videosu çıkar ya, 109 Hüseyin'in de geçmişten kalma böyle bir videosu var. İşte Almanya'da kurduğu Rengareng grubu ile Barış Manço için besteledikleri parça ve klibi... [ :) ]

Yolunun açık olmasını ümit ediyorum.

Hüseyin Alpbayrak Popstar 1. Hafta Performansı Tutamıyorum Zamanı Videosu

video
Devamı »
web counter