Küçük İbo, Küçük Onur, Kader ve hepsinin önünü açan Küçük Emrah... Küçük şarkıcıların dönem dönem patladığı bir ülke burası... Çocuklarına gerekli özeni göstermese de, ekranda bir çocuk gördüğünde çok kolay kandırılabilen bir millet... Çocukların üzerinden yapılan bebek bezi reklamları, Turkcell kampanyaları ile sömürüye çok açık beyinler... Çocuk istismarı diyip, Hüseyin Üzmez'in üzerine gidiyorlar ya son günlerde... Televizyonlarında her dakika cinsel olarak değil de, duygusal olarak istismara kurban ediyorlar çocukları...
Neden hiç bir çocuk şarkıcı hareketli, pop şarkılar söylemiyor? Hep acılı şarkılar, hep damar...
Şimdi bu kadar eleştirinin üzerine gudik bir yaklaşım olacak belki... :)
Bu çocuk da bir içli okuyor kardeşim; orjinalini dinledim bu kadar etkilenmedim. Küçük Burhan ve Ayrılık Kolay Mı ...
Uydu frekanslarının değişmesi ile internette bununla ilgili birşeyler aramak da kaçınılmaz hale geldi. Sağdan soldan buldukları 3-5 satır bilgiyi makale haline çevirip, Google tuzağı ile ziyaretçi elde etmeye çalışan onlarca blog ile karşılaştım. Hiç bir fırsatı kaçırmıyorlar doğrusu... [ :) ] Hemen hepsinde abuk subuk bir sürü yorum vardı. Benimde uzun zamandır bu yorumlarla başım dertte olduğundan, üşenmedim hepsini okudum. Sonra başlıktaki gibi bir arama yaparak yukardaki resme ulaştım. Komik resimler kategorisinde, bir mizah sitesindeydi sanırım.
Bazen hangi yorumu silip, hangisini onaylayacağımı bilemiyorum. Bu konuyla ilgili prensip de koyamıyorsunuz. Yazmış olmak için yazan, forum zihniyetini inatla yaşatan o kadar çok insan var ki...
Yukardaki resim sadece küçük bir örnek; bunun gibi kim bilir neler vardır.
Not: Bu arada evde Digiturk olduğu halde, Blogger yasağından beri kapalı tutuyorum. Bugün Blogger'ın açıldığını gördüm, Digiturk'ü o zaman açtım, izledim. Kendimce protesto ettim işte... Devamı »
Daha önce Youtube yasağında kesin çözümü sizlere anlatmıştım. Çok olumlu tepkiler almış ve tüneller ile uğraşmadan, direk Youtube'a girmenin keyfini hep beraber yaşamıştık.
Blogger engellemesi üzerine çok fazla şey söylemek istiyorum ama tek başına bu hadise ile ilgili yorum belirtmenin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Her engellemede kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz. Kimse bizi dinlemiyor. Düzenli kullandığımız siteler, düzenli olarak kapatılınca ne kadar aptal işler yaptığımızı, yasakların, buna tepki göstermemenin siniri içinde boğuluyorum.
Konuyu hiç uzatmadan Blogger.com'a ve Blogspot sitelere girişin kesin yolunu sizlere anlatmaya koyuluyorum.
Blogger’e giriş yolları:
"Başlat"'tan "Çalıştır" diyoruz ve şunu yazıyoruz:
Windows/system32/drivers/etc/
Buradaki "hosts" dosyasını not defteri gibi bir metin düzenleme aracı ile açıp aşağıda yazanları kopyalayıp, metnin en sonuna yapıştırıyoruz.
Tarkan’ın doğanın yok oluşuna dikkat çekmek için ürettiği, Orhan Gencebay’ın sazı ve sesiyle destek verdiği “Uyan” adlı şarkının video klibi...
Dünyanın ilk iklim nötr dondurması Ben&Jerry’s’in ortaklığı ile Doğa Derneği’nin koruma çalışmaları yürüttüğü Gediz Deltası’nda çekilen videoklip, insanların birlikte hareket etmesi halinde doğadaki yok oluşun önüne geçilebileceğine dikkat çekiyor.
Bir tarafta klarnetin tüyleri diken diken eden, insanın içine işleyen tınılarını uzun yıllar sonra yeniden hayatımıza sokan, Bergama'dan çıkıp tüm Türkiye'yi klarneti ile büyüleyen Hüsnü Şenlendirici...
Diğer tarafta her albümü ile olay olan, aşkları ile kendinden bahsettirmeyi her daim başaran Deniz Seki...
Yaklaşık bir senedir ilişkileri ile magazinciler için ekmek kapısı oldular. Bu kadar göz önünde ve başarılı iki sanatçı söz konusu olunca yaptıkları her şey, gittikleri her yer konuşuldu.
Deniz Seki, son albümünde yer verdiği Gökhan Şahin'in sözlerini yazdığı, Hüsnü Şenlendirici'nin bestelediği "Adaletsiz Seçim" şarkısı ile son günlerin yine en çok konuşulan ismi... Öyle ki, albüm daha çıkmadan söylediği bir programdan sonra Youtube'da izlenme rekorları kırmış, albüm çıktıktan sonra da çıkış parçası Aptal'ın önüne geçmişti.
Hüsnü Şenlendirici'nin evli olması, çocuklarının olması bir kenara; insanlar gerçek aşklara, gerçek aşk şarkılarına susamışlar. Kimden dinlerseniz dinleyin; bu şarkı bir tarafınızı incitiyor.
Dünyada inanmazdım biteceğine Beni böyle bırakıp gideceğine Şarkıların günahı yok acıtan sensin içimi Hangimiz istedi söyle bu Adaletsiz Seçimi..
Hayalin kırılınca İmkansızı umunca Korkular gerçek olunca Gözyaşı kurumuyor,
Bu yürek ilk defa bugün kırılmıyor Ben unuttum desemde yerin hala dolmuyor...
Kolonoskopi diyip geçiyoruz. Çok müstehcen geldiği için üzerine şakalar yapıyoruz. Fakat ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek gerekiyor.
1)Barsakta oluşan ve ilerleyen zamanlarda kansere olma riski oldukça yüksek olan poliplerin görüntülenmesinde,
2)Olası kolon kanserinin erken tanı ve tedavisinde en etkin tetkik aynı zamanda da tedavi yöntemi kolonoskopi...
Kolonoskopi nedir?
Uzun ve bükülebilir tübüler bir aletle kalın bağırsağın içini örten tabakanın tamamının görsel yolla güvenli ve etkili olarak incelenmesidir. Cihazın kalınlığı parmağımızdan daha küçüktür. Kalın bağırsak hastalıklarının tanısında, biopsi almada ve poliplerin çıkarılmasında kullanılır. Birçok defa hastaneye yatmaya gerek olmaksızın ve hastaya çok az rahatsızlık hissi verilerek yapılabilir.
Kimlere yapılır?
* Dışkılama alışkanlığında değişiklik, kanama gibi problemler kalın bağırsakta muhtemel sorunlara işaret eder ve doktor kolonoskopi yapılmasını önerebilir. Aynı zamanda
* Açıklanamayan karın ağrı ve belirtilerini kontrol etmek
* İnflamatuar bağırsak hastalıklarının kontrolü (Kolit
* Kalın bağırsağın baryumlu grafilerinde polip yada tümör şüphesi olduğunda
* İzah edilemeyen ishal ve dışkılama alışkanlığında değişikliklerde
* Daha önceden kolon polipi veya kanseri geçiren hastalarda
Her sağlıklı insanın 25 yaşından sonra 5 senede bir kolonoskopi yaptırması gerektiğini hatırlatıyor, konuya yeterli dikkati çektiğimi düşünüyorum.
Şaka lan şaka, Cairo'da (Kahire'de) yani Mısır'da bir internet kafe bu... Ama internette Cairo'daki Kahire'deki Google Ofisi diye dolaşıyor. Görürseniz şaşırmayın, inanmayın! :) Devamı »
Müjdeler olsun! Okan Bayülgen geri dönüyor. Cumartesi geceleri renklenecek, artık pazara daha uykusuz gireceğiz.
Geçen sene televizyon programlarına ara veren ve cumartesi geceleri için ne kadar önemli olduğunu anladığımız Okan Bayülgen yepyeni bir formatla Kingodisco ile geri dönüyor. Programın lansmanında Lost esintilerini bariz şekilde hissettiren, resmi sitesinden yayınladığı dört video ile merak uyandıran Okan Bayülgen yine uykusuz bırakma konusunda çok iddialı...
Bir kaç hafta önce izlediğim bir programda, yurt dışında uygulanan bir formatı Türkiye'ye adapte etmeye çalışacağını ve bunun ilk adımı olarak da ilk programda profesyonel bir boksörle ringe çıkacağını söylemişti. Bekleyip göreceğiz... Ama şunu çok iyi biliyorum ki, yine cumartesi geceleri Okan Bayülgen ve ekibinin müptelası olacağız.
Mücahit mimleyeli epey oldu. Bir türlü oturup şöyle detaylı, güzel bir yazı yazamadım. Mücahit bana hayallerimi sormuştu. Karşılık verip, uzun ve detaylı bir şekilde anlatamadım hayallerimi. Ama oturup uzun uzun düşündüm. Çok dar ve kısa vadedeki hayaller üzerine kurulmuş sıradan bir hayatım olduğunu farkettim. Bir hekimin içine sıkıştığı kalıptan sıyrılması çok da mümkün değil. Uzmanlık ve başarılı bir kariyerden öte şeyleri düşünmek Türkiye şartlarından hayalden de öte... O nedenle Mücahit kadar süslü ve kulağa hoş gelecek hayaller anlatamayacağım.
Ama şöyle bir güzellik yapıp, kendimce bir mim dalgası başlatıyorum. Hayatınız boyunca unutmadığınız, sizde yer edinen şarkı ve klibi...
Hülya Avşar ve Cihan Ünal'ın yaklaşık 3 sene önce Star Tv'ye yaptıkları Kadın İsterse dizinde tanımıştım Deniz Çakır'ı... Kızıl saçları, masum bakışları, büzdüğü dudakları ile Cihan Ünal'ı baştan çıkartan, yuva yıkan kadın rolündeydi. Şimdilerde Ferhunde rolüyle Yaprak Dökümü'nün en çok konuşulan ismi. Yaprak Dökümü'nü hiç izlememiş olsam da, anlayabildiğim kadarıyla bu dizide de "fettan kadın" rolünde...
Oynadığı rolleri üstüne yakıştıran, yapıştıran; sonsuz tehlike arzetmesine karşın erkekten fazla bayan hayranı olan bir oyuncu Deniz Çakır...
Uzun süredir hakkında bir iki satır karalamak istiyordum. Yıllar sonra dönüp baktığımızda katettiği yol, kanaatimce çok uzun olacak.
"Böyle manitan olsun 100 milyar borcun olsun." (Kahveci Fehmi Dayı)
PS:Deniz Çakır, kendine ait bir web sitesi bile var. Flash olmasa daha bir keyifle gezilirmiş.
Süper Ajan K9 filmi ile son günlerde adından fazlaca söz ettiren Didem Erol'un bugün doğum günü... Nerden biliyorum derseniz, kendisi Facebook arkadaşlarımdan... [:)]
Katıldığı her programda oyunculuğu konusunda iddialı konuşsa da, henüz dişe dokunur bir projesini görmüşlüğümüz yok. "Turkish Celebrity" diyebileceğimiz kategoride, çekiciliği ve seksapalitesi ile gündemde kalmayı başaran bir isim. Hülya Avşar'dan pek bir farkı yok anlayacağınız.
Bir dönem Avrupa Yakası'nda da oynamıştı. Şahsen ekranda izlediğinizde keyif veren birisi... Herşeyden önce güzel; gülümsemesi sevimli... Ama oyuncu demeye dilim varmıyor.Son projesi Süper Ajan K9'un lansmanında da ön planda kullanıldı. Oyunculuğu ile mi? Hayır tabii ki...
"Süper Ajan K9" filminin başrol oyuncuları Didem Erol ile Melih Ekener, geçtiğimiz gün "Nası Yani?" programına konuk oldu.
Ekener, filmdeki öpüşme sahnesiyle ilgili "Herkes o sahneyi bekliyor, oysa öpüşme sahnesi hafif bile kaldı! Mesela Didem'in mıncıklamadığım yeri kalmadı" dedi. Kaynak: Hürriyet
Turkcell ve Vodafone üzerinden Türkiye'ye giren, girmesi ile tepkileri de beraberinde getiren Iphone günlerdir fiyatı ile epeyce konuşuldu. Iphone kullanmamak için sıralanan nedenler internet siteleri ve "fwd'lanan" postalar ile insanlara duyurulmaya çalışıldı. Ama bunların hiç birisi, satışa çıktığı gece Bağdat gecesindeki Turkcell bayisinin önündeki kuyrukları engelleyemedi. Hatta sadece ilk saat için 200 iphone satıldığı iddiaları dolaşmaya başladı.
Bütün bunlar olurken her iki operatör de fahiş fiyat politikasını arka plana itip, telefonun mevcut özelliklerini süsleyerek pazarlamayı iyi becerdi. Ancak hiç bir reklam, 1500 ytl'ye sunulan ürünün piyasa değerinin çok çok üstünde satıldığı gerçeğini gizleyemiyor.
Ama çekik gözlü arılar boş durmuyor. Çinliler Iphone'un onlarca çakmasını şimdiden piyasaya sürmüş durumdalar... Şimdiden dediğime bakmayın. Zaten telefon ülkemize neredeyse bir sene rötarlı girdi. Girdiğinde de kendi dilimizin menüsünü kullanamıyoruz ya, Çinliler bu derde de çare bulmuş. Türkçe menülü Iphone üretmişler. Hani kızıyoruz falan ama, sahtesini yaptıkları şeyi de, orjinalinden iyi yapıyorlar. İyi demek bile yeterli değil ya, tam anlamıyla geliştiriyorlar. (Türkçe menünün yanında çift kart da takılabildiğini atlamamak lazım.)
Taklit ürün yapmadaki "ustalığı" ile bilinen Çinliler, Türkiye'de de kısa süre önce satışa sunulan Apple'ın yeni nesil mobil iletişim cihazı iPhone'un sahtesini üretti.
Türkçe menüye de sahip olan Çin malı iPhone'a çift SIM kart takılabiliyor. Çin'deki elektronikçilerde ve pazarlarda satılan sahte iPhone'ların fiyatı ise yaklaşık 800 yuan (120 dolar).
Cihazın kabının üzerine ise sadece ''Phone'' yazıyor. Kutunun içinde bir adet şarj cihazı, 2 pil ve bir adet de kulaklık bulunuyor. Orijinaliyle hemen hemen aynı olan sahte iPhone'ın özellikleri de insanı şaşırtıyor. Dil seçeneklerinde ise Türkçenin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Taylandca, Vietnamca, Rusça ve Arapça olmak üzere 12 dil bulunuyor.