Pınar Altuğ güzel ve başarılı bir oyuncu..onu çok beğeniyorum..elınden gelenin en iyisini yapıyor..hem oyunculuğu, hemde sunuculuğu başarılı bir şekilde yürütüyor..ama şimdi hiçbir dizide oynamıyor.Çünkü o artık bir anne…Hemde güzel bir anne… Bizlerde, Pınar Altuğ ailesine Sağlık Mutluluk ve uzun ömürler diliyoruz.En kısa sürede onu tekrar ekranlara görmeyi arzu ediyoruz.


İŞTE PIANR ALTUĞ HAKKINDA SON HABERLER

Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan çiftinin kızları 'Su' bebek dün dünyaya geldi. Çift doğumdan kısa süre sonra bebekleriyle birlikte objektiflere bu pozu verdi.Daha önce isminin 'Su' olacağı açıklanan Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan'ın bebekleri Metropolitan Florence Nightingale Hastanesi’nde gerçekleşen doğumla dünyaya geldi. Su Bebek, 3 kilo 250 gr ağırlığında ve sağlıklı bir bebek olarak doğdu. Pınar Altuğ'un, annesini 10 yıl önce aynı tarihte bu hastanede kaybetmesi de ilginç bir tesadüf olarak dikkat çekti.

YAĞMUR BABA MUTLULUKTAN UÇUYOR! YAĞMUR ATACAN EŞİ PINAR ALTUĞ’LA BİRLİKTE GÖZYAŞLARINA BOĞULDU..

Büyük bir sevinç ve heyecan yaşadığını belirten Yağmur Atacan, "Öğle 12.02'de dünyaya geldi. Hem Pınar, hem ben, hem de Su çok yorulduk. Şu saate kadar Su ve Pınar'ın son kontrollerinin bitmesini bekledik. Su oldukça sağlıklı. 2.900 gram ağırlığında doğdu. 47 santim boyunda. Ben de doğuma girdim. Doğuma girince insan hiç beklemediği şeylerle karşılaşıyor. Hayatında her zaman yaşamadığı şeyler bunlar. İlk defa böyle bir şeye tanık olduk. Yer yer çok duygulandım. Duygulanma anında benim gözümden yaş geldi. Pınar da ağladı aynı şekilde. İlk bebek haberini öğrendiğimizde ve bu tarihlere denk geldiğini öğrendiğimizde, Pınar "İnşallah 27 Ocak tarihinde olur" demişti. Daha sonra üzerinden çok iddialar geçti. Birçok iddialar vardı" dedi.Atacan, eşinin 10 yıl önce aynı hastanede annesini kaybettiğini belirterek, "Daha önce Pınar bu tarihte hayatta en sevdiği kadını kaybetti. Şimdide onun yerine belki de dünyada en çok seveceği kişiyi kazandı. Pınar'ın sağlığı gayet iyi. Pınar bebeğin sağlıklı olduğunu öğrendikçe o enerji ile rahatlıyor. Yarın akşam veya ertesi sabah taburcu olmayı bekliyoruz. Tabi doktordan gelecek habere göre. Şuan dünyaya gelen bebek hakkında bir yorum yapamıyorum ama dünyanın en güzel duygusu diyebilirim" şeklinde konuştu.

İŞTE PINAR ALTUĞ BİYOGRAFİSİ

Pınar Altuğ 2 Eylül 1973 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Liseyi St. Banoit Fransız Lisesinde okudu. 1992 yılında, henüz daha lise ikinci sınıfta iken mankenlik yapmaya başladı.1993 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümüne girdi.1994 yılında Türkiye güzeli seçildi. Türkiye güzeli seçildikten sonra, işlerinin yoğunluğundan ötürü eğitimini yarıda kesti. 1995 yılında "Çok Özel" ile TV hayatı başladı. Çeşitli TV programlarında sunuculuk yaptı.1995 - 1998 yılları arasında çeşitli magazin programları sunuculuğu yaptı.1999 yılında "Pınar'ın Yemek Zevki" isimli programı yapmaya başladı ve ardından mankenliğe veda etti. 2000 yılında Umut Elçioğlu ile evlendi. 2001 yılında Çocuklar Duymasın isimli dizide Meltem karakterini oynadı. Daha evvelinde bazı dizilerde rol almıştı ama asıl şöhretini Çocuklar Duymasın ile kazandı. Çocuklar Duymasın dizisini Omuz Omuza, Davetsiz Misafir ve İlk Aşkım dizileri takip etti.2003 yılında Pınar'ın Mutfağından adındaki yemek kitabını çıkarttı. 2003, 25 Eylül tarihinde eşi Umut Elçioğlu'ndan ayrıldı. 2004 yılında Türkiye'nin Yıldızları programını sunmaya başladı.2005 ve 2006 yıllarında da Türkiye'nin Yıldızları programını sunmaya devam etti.ve Yağmur Atacan ile evlendiler.

DİLEK AYDIN

Devamı »











SERDAR ORTAÇ LA NEFES ALMAYA HAZIRMISINIZ?

SERDAR ORTAÇ ,Türkiye ‘nin gelmiş geçmiş en büyük bestecilerinden çizgisini hiç bozmadan yürüdüğü yolda Türk halkının gönlüne taht kuran dev isim..Onu o kadar benimsemişiz onu o kadar çok kendimizden bilmişiz ki sanki ailemizden biri gibi görür hale gelmişiz.Serdar Ortaç, şarkılarıyla bizleri coştururken aynı anda duygu seline kapılmamıza neden olan büyük sanatçı..Sesi ,bestesi ve yorumlamasıyla bir numara.Kendinden emin doğru bildiği yolda yürürken,bir çok yeni isimlere bestelerini veren sanatçı dostu ,Serdar Ortaç ….Ne denir bilmem nasıl anlatılır bilmem ,kelimeler yetmiyor kifayetsiz kalıyor. İçimden o kadar çok şey yazmak geliyor ki Serdar Ortaç hakkında ama onu anlatmaya cümle bulamıyorum.Geçen gece bir programda sahne alan sanatçının ilk kez seslendirdiği yeni bestesini dinleme şansım oldu.Yine harikalar yaratmış yine bir numara şarkı sözü yazmış.Bu nasıl bir ses? bu nasıl sözler?Bizi bomba gibi bir albüm daha bekliyor anlaşılan. İsterseniz kısaca SERDAR ORTAÇ tan bahsedelim onu biraz tanıyalım.


Besteci ve şarkıcı Türk Pop müziği sanatçı kimliği ile SERDAR ORTAÇ….
16 Şubat 1970 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk öğretimini Koca Mustafa pasa' da ve ortaokul öğretimini Suadiye Lisesi'nde tamamladı. Haydarpaşa Meslek Lisesinde torna-tesviye bölümünde liseyi bitirdi.
Yüksek öğretimine Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. Fakat tahsilini tamamlamadan üniversiteden ayrıldı.
1993 senesinde İstanbul da özel radyolarda program yapımcısı ve sunucu olarak çalıştı. Programlarını dinleyen bir plak yapımcısı tarafından Raks müzik şirketi ile anlaşma yapması teklif edildi. Böylelikle o güne kadar yazdığışarkılarını, kendi sesi ile seslendirme şansını yakaladı ve ilk albümünü yaptı. 1994 yılında ilk albümü "Aşk İçin-Karabiberim" ile müzik dünyasına merhaba dedi. 1996'da ikinci albümü olan Yaz yağmuru'nu yaptı.Bu albümün tamamını ispanyolca seslendirerek Meksika da bir albüm yaptı.Daha sonra Türkiye'de de bu albümü , ispanyolca bir single olarak hazırladı. 3. Albümü olan GECELERIN ADAMI, 1998 senesinde piyasaya çıktı. 4. Albüm çalısması BILSEMKI 2000 senesinde çıktı. 5. Albümü OKYANUS oldu.2002 senesinde piyasaya çıktı. 6. Albüm BENİ UNUT/ÇAKRA 2004 senesinde satışa sunuldu. Albüm Mesafe’yi 2006 Mayıs’ının ilk haftasında piyasaya sürdü.17 şarkıdan oluşan bu albümün ilk iki klibini Sor adlı şarkıya çekti.Mesafe albümü Serdar Ortaç’ın diğer albümleri gibi en çok satan albümleri arasında yer aldı.Bu albümde bulunan Dansöz ve Gel de şarkılarınıda kliplendiren Serdar Ortaç 2 Nisan 2007 tarihinde Mesafe albümü ağırlık remix şarkılarının bulunduğu Garez, Hayret ve İki kalp isimli 3 yeni şarkıya yer verdiği 9.albümünü çıkarttı.
Serdar Ortaç ve 40 kişilik ekibinin geçtiğimiz yaz aylarında,İstanbul Harbiye ve Kuruçeşme arena sahnelerinde gerçekleştirdiği dev konser görüntülerinin bulunduğu DVD yi de yayın hayatına ekleyen Ortaç bir ilke imza attı.
2007 yılında Bengü ile birlikte seslendirdiği ve söz müziği kendisine ait olan Korkma Kalbim , Elif Turan’ın albümünde yer alan Büyüt İstersen şarkıları 2007 yılına damgasını vuran SERDAR ORTAÇ imzalı diğer eserler arasında yerini aldı.
2007 yılında Gold Remix adında eski şarkılarını yeniden yorumlayan ve Hayret , Garez , İki Kalp adlı üç yeni şarkıyla 10. albümünü çıkarttı.
3 Haziran 2008 tarihinde çıkarttığı “Nefes” adlı 11. albümüyle tüm sevenlerinin karşısına tekrar çıkan SERDAR ORTAÇ albümünde bulunan birbirinden güzel 16 şarkıdan ilk olarak albüme ismini verdiği “Nefes” çalışmasına, ardındanda albümün en çok beğenilen dillerden düşmeyen “Şeytan” çalışmasına klip çekti.

Ödülleri :

1994 Kral tv Video Müzik Ödülleri - En iyi çıkış yapan sanatçı 1997 Milliyet Yılın En Sevilen Şarkısı - Padişah 1999 Hürriyet Altın Kelebek - Yılın en başarılı sanatçısı. 2000 Kral Tv. Video Müzik Ödülleri - Pop Müzik en iyi erkek sanatçı 2003 Radyo ve TV Oscarları - En iyi Show Programı : Serdar Ortaç'la Hep Beraber .


SERDAR ORTAÇLA İLGİLİ SON HABERLER

Bazı gazete ve internet sitelerinde' Serdar Ortaç'ın rahatsızlığının, MS başlangıcı olduğu ortaya çıktı' içeriğiyle birtakım haberler yayımlanmaktadır. Serdar Ortaç böyle bir açıklamada bulunmamıştır ve ayrıca MS hastalığına yakalandığı tarzında çıkan tüm haberler tamamen asılsızdır.
Serdar Ortaç, önümüzde ay itibariyle turne için yurt dışına çıkacaktır ve Almanya turnesi programında yada tarihlerinde hiçbir değişiklik yoktur.


ALINTI HABERLER
Ünlü şarkıcı Serdar Ortaç, Multipl Skleroz (MS) hastası olduğu yolundaki haberlerin gerçek olmadığını ispatlamak için 1.5 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Ortaç'ın Takvim Gazetesi aleyhine açtığı 50 bin TL'lik tazminat davasının seyri, söz konusu hastalık nedeniyle tedavi olduğu iddia edilen Prof. Dr. Mefkure Eraksoy'un MS'in nasıl bir hastalık olduğuyla ilgili ifadesinin ardından belli olacak.

Ünlü şarkıcı ve söz yazarı Serdar Ortaç'ı mahkemelik eden süreç Takvim Gazetesi'nde 17 Temmuz 2007 tarihinde 'Serdar MS'mi?' başlıklı haberin yayınlanmasının ardından başladı. Söz konusu haberde Ortaç'ın 'tedavisi imkansız' Multipl Skleroz (MS) hastası olduğu belirtilerek, sanatçının son dönemde hareketli görüntüsünden oldukça uzaklaştığı ve gizlice Prof. Dr. Mefkure Eraksoy'un Bağdat Caddesi'ndeki muayenehanesine gittiği yönünde bilgiler yer aldı.

'Gizlice tedavi oluyor'

Haberde ayrıca şu ifadeler kullanıldı: "O besteleri ile Türk pop müziğinde çığıraçtı yüz binlerce hayranı onu bağrına bastı. Ancak akış yağmurları altında herdöneme damgasını vuran albümler çıkartan Serdar Ortaç ile ilgili bir iddia,yürekleri dağladı. Ünlü sanatçının MS hastası olduğu ileri sürüldü. Bir çeşit sinir sistemi rahatsızlığına yakalanan Ortaç'ın dünyaca ünlü Prof. Dr. Mefkure Eraksoy'a gittiği ve tedavi gördüğü belirtildi. Türkiye'de yaklaşık 30 bin kişide görülen ve 20 ile 30'lu yaşlarda kendisini gösteren hastalığa yakalananların yüzde 15'i 10 yıl içinde tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geliyor.


Okuduğu bu haberin ardından avukatı Aydın Kurban aracılığıyla Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvuruda bulunan Serdar Ortaç, söz konusu haberdeki iddiaların gerçek dışı olduğunu kaydetti. Avukat Aydın Kurban, müvekkilinin toplum tarafından tanınan ve beğenilen Pop müzik sanatçısı olduğunu belirterek, dillere düşmüş pek çok şarkıya imzasını atarak haklı bir gurura sahip olduğunu ifade etti. Haberin basın ahlakı ve ilkeleri ile bağdaşmayacağını öne süren avukat Kurban, herhangi bir belgeyedayanmayan bu haberin yalnızca tiraj uğruna yapıldığını kaydetti.


Yayınlanan dava konusu haberin yalnızca ailesini değil müvekkilinin hayran kitlesini de üzdüğünü belirten avukat Aydın Kurban, Takvim Gazetesi'nden 50 bin TL manevi tazminat talebinde bulundu. Davanın görülmesine önceki gün Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmada Ortaç'ı avukat Merve Fian, Takvim Gazetesi'ni ise avukat Serdar Tabanoğlu, temsil etti. Duruşma Ortaç'ın tedavi ettiği iddia edilen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi N öroloji Anabilim dalı öğretim üyesi, Prof. Dr. Mefkure Eraksoy'un bu hastalığın ölümcül bir hastalık olup olmadığıyla ilgili tanık sıfatı ile beyanda bulunması için ertelendi.

Seni seviyoruz o gülen yüzün hiç solmasın,yüce tanrım seni bizlere bağışlasın hep bizimle ol.

DİLEK AYDIN

Devamı »















Bugün size tanıdık bildik, televizyonlarda sık görmeye alışık olmadığımız ama İzmir’in sevilen gelecek vadeden bir sanatçısından bahsetmek istiyorum.Özel hayatını kaleme almadan işte TAMER AYTUĞ…

Soruyorum sizlere Türk Sanat Müziğinden kim hoşlanmaz ki? Küçük,büyük yediden yetmişe Türk insanı Sanat müziğine içten içe aslında bağlıdır. Sazı ile,Udu ile,kanunu tamburu ile bizler aslında müziği bu anlamda sevenleriz.İşte bahsedeceğim sanatçımızda İzmir’in udi ustalarından Tamer.Ses rengi sanatı ve tarzıyla mükemmel kişiliği beyefendiliği ile şimdilik İzmirlilerle buluşan Tamer’i çok yakında tüm Türk halkı tanıyacaktır.Çünkü, o bunu hak edenlerden....... Yaptığı kendi besteleri,yorumlaması ve sahnedeki performansıyla mükemmel ötesi.Lütfen gidin ve izleyin.Reklama gireceğini bile bile sizlere hafta sonları Cuma ve cumartesi gecesi sahne aldığı yeri söylemekte hiçbir sakınca göremiyorum.Seferihisar da ”Yaren restaurant”.






Ayrıca siz değerli İzmirlilerin özel gecelerinde de Tamer Aytuğ’nun hazırlayıp sunduğu özel programıyla unutamayacağınız bir gece doyumsuz, eğlenme imkanını bulabilirsiniz.






Program akışını sadece Sanat müziği ile kısıtlamayan sanatçı günümüzün hit parçaları ile programını renklendirir.Arz ve talepleri göz ardı etmeyen sanatçı ile coşup eğlenmenin keyfi bir başkadır.Allah ona öyle bir ses öyle bir yürek vermiş ki bunu sizlerde görecek ve bana hak vereceksiniz.




İzlemeden karar vermeyin,lütfen gidin görün.
Severek dinlediğim Coşkun Sabah tan sonra bu parçayı seslendiren Tamer’in sesiyle daha da çok sevdim.




Lütfen Sanat müziğimize bizlerde destek çıkalım.TAMER yolun açık olsun diyelim….










OKYANUS
İlkbahara bekle beni demiştinHiç mi orda kış baharı bulmuyor?Düşlerin mi yoksa sen mi değiştin?Ayrılıktan aşka sıra gelmiyor
Okyanus mu iki şehrin arası?Kaç saatlik yol ki şunun şurası?O verdiğin ümitlerin süresiHer nedense bitmek nedir bilmiyor
Gün kavuştu, ikindiye vakit darBir öpüşten, dokunuştan ne çıkar?Güzelliğin aşkın kadar aşikâr;Mazeretin bu gerçeği silmiyor.

DİLEK AYDIN

Devamı »







KADRİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT

Filme büyük beklentilerle gitmemiştim bu yüzden tebessüm ettirdi film bana..filmin amacı eğlendirmekse eh eğlendiriyor işte.Ama o kadar.Bu film hakkında fazla yorum yapmak istemiyorum. Zira perde arkasında ve önünde harcanmış bir emek var. Saygı duymak gerek.Komedi anlayışımıza ne oldu nelere gülüyoruz anlayamaz oldum bizde küfür raiting yapar,küfür gişe yapar hale geldi son yıllarda.Türk sinemasının en önemli komedyenlerinden Şafak Sezer'in en önemli özelliği oynadığı filmlere kendinden çok şey katması sanırım. Kadri’nin Götürdüğü Yere Git filminde de bunu görmek mümkün.Evet, Kadri’nin Götürdüğü Yere Git filminin baş rolünde yine Türk filmlerinin komedi ustası Şafak Sezer var. En sevdiğim oyunculardan biri olan Şafak Sezer'in tüm filmlerinde dikkatimi çeken kendinden filme çok şey katması. Filmi komik yapan aslında kendisi ve komedinin dozajını arttırmak için elinden gelen herşeyi filmde yapıyor açıkçası. Filme Şafak Sezer e güvendiğim için gittim ama...Bölük pörçük karman çorman ve soğuk esprilerle dolu bu filmi Şafak Sezerin çabaları da kurtaramamış.Keşke film yapmak bu kadar kolay algılanmasa. keşke kalite gözardı edilmese. keşke Şafak Sezer gibi harika mimiklere sahip oyuncular film yapmakta bu kadar aceleci davranmasa.Kısacası kadrinin götürdüğü yere gitmek yada gitmemek size kalmış.Neyse acımasız olmaya gerek yok,izleyin sonra yorumu sizlerde yapın.Gidip seyredenlerde lütfen film hakkında yorumlarını bizlerle paylaşsınlar..

Özet:

Kadri ve Cem birbirinden vazgeçemeyen iki yakın dosttur. Cem yaşadığı ve hayal kırıklığıyla sonuçlanan büyük aşkından bunalıma girmiş ve onu hayata döndürmek yine Kadri’ye düşmüştür. Cem’in kadim dostu, başına her belayı açan, alışveriş merkezlerinde palyaçoluk yapan Kadri, onu içine düştüğü bu bunalımdan kurtarmayı kendine bir borç bilir ve arkadaşını aldığı gibi, kendine gelmesi için ayarladığı Antalya’nın en güzel oteli Dionysos Oteli’ne götürür.Kadri, arkadaşının bu zamanında ona her şekilde destek olmayı sürdürmeye çalışırken, Cem’in eski sevgilisi Betül de, yeni edindiği sevgilisi Hakan ile aynı tatil köyüne gelirler. Bir dizi sürprizlerle karşılaşan Kadri ve Cem, kendilerini hiç tahmin etmedikleri birbirinden komik olayların içinde bulur. Yüreğinin götürdüğü yerde, karanlıklar içinde kalan Cem, Kadri’nin götürdüğü yerde mutluluğu bulabilecek midir?

Şafak Sezer, Alp Kırşan, A. Mümtaz Taylan, Esin Civangil, Eylem Şenkal ve Nilgün Belgün’ün rol aldıkları “Kadri’nin Götürdüğü Yere Git” filminin yönetmenliğini Onur Tan yaptı. Cem Özer ile Derya Karaköse’nin yapımcılığını üstlendiği filmin senaryosunu ise Uğur Uludağ yazdı.

Yönetmen: Onur Tan
Oyuncular: Ahmet Mümtaz Taylan, Nilgün Belgün, Şafak Sezer, Eylem Şenkal, Cem Özer, Alp Kırşan, Esin Civangil, Sevgi Berna Biber
Senaryo: Uğur Uludağ
Tür: Komedi
Dil: Türkçe
Vizyon Tarihi : 16 Ocak 2009

DİLEK AYDIN

Devamı »





























NAMUSLU İNSANLAR DA NAMUSSUZ İNSANLAR KADAR CESUR OLMALIDIR!....








Yönetmenliğini M.Çağatay Tosun'nun;seneryosunu Çağatay Tosunla ,Batur Emin Akyelin yaptığı ve Vali Recep Yazıcıoğlu'nun anlatıldığı "VALİ"filmi 09.Ocak.2009'da vizyona girdi.
Çok güzel bir film, herkese tavsiye ederim. Kesinlikle herkesin izlemesi gerekiyor bence.Yalan hikaylerle uyutulduğumuz zamanda,biraz uyanayımda neler oluyor bir bakayım diye düşünüyorsanız hemen bir bilet alın ve VALİ filmini seyredin lütfen. Hem ülkemizin içinde ki zenginlikleri hem de bu nedenle ülkemiz üzerinde dönen oyunları çok başarılı bir şekilde anlatmış. Herkesin emeğine sağlık Erdal Beşikçioğlu rolünün hakkını vermiş.. Çok beğendim .. ders alacağımız çok şey vardı.Hoş ders alsakta yapılacak hiç birşey olmadığını, bu ülkede dürüst, doğru bir şekilde yaşamanın mümkün olmadığını gösteriyor film bize.. ama ben böyle bir insanın var olduğunu düşününce bile çok gurur duydum.. Senaryoda bazı kopukluklar var ama anlatılmak istenen o kadar doğru bir gerçek ki,film bittikten sonra insan üzüntüden değil sinirden ağlıyor.Film bir çok şeyi sorgulatıyor insana.Bu kadar mı gözümüz kapalı dedirtiyor.oyunculardan biri galada 'biz yorumu,çıkarılacak dersi izleyiciye bıraktık' demişti gerçekten de öyle çıkan ders 'tek'. ülkemizin üzerinde oynanan çirkin oyunların aslında hiç tahmin etmediğimiz boyutları bunlar...'Süper Vali' namıyla anılan merhum Recep Yazıcıoğlu'nun yaşam öyküsünden yola çıkılarak çekilen 'Vali' filminde; uluslararası komplo ve Türkiye'deki enerji politikaları konu ediliyor. Film karanlıkta kalan soruları yanıtlamayı hedefliyor..Filmi seyrederken birden Kurtlar vadisindeymişim gibi hisse kapıldım.Uluslar arası karanlık güçlerinkomplalarını işlemesi bakımından Kurtalar vadisine benzerliği çoktu.Bu kez karşımızda Polat alemdar gibi derin bir kahraman değilde halkını koruyan kollayan,halkınarasında iradeli " Vali" var.Film;Türkiyenin zengin "uranyum"ve "bor" madenlerine göz dikmiş ABD li resmi yetkililerin,Denizlide bu madenlerin bulunduğu araziyi çeşitli hilelerle ele geçirmeye çalışmaları,araziye sahip olmak için Ankaradan bakanlıktan bile izin almışken Denizli valisinin onayını alamamaları sonucu hedeflerine ulaşamamaları ve hedeflerine ulaşmak için işledikleri cinayetler,dünyanın en zengin bor ve uranyum yataklarına sahip Türkiyenin dünya siyasetinde ne denli strajik konumda,komploları ve uluslar arası çıkar ilişkileri olduğunun dikkati çekilmesini isteyen bir yapıt.Filmin sonunda vali Recep Yazıcıoğlunun ölümü canlandırılmış,Filmdeki Vali Denizlideki madenlerle ilgili gizli belgeleri Ankaraya bizzat götürmeye çalışırken yolda Türkiye üzerinde kötü emelleri olan şer odakları tarafındam sıkıştırılıp kaza yapmasına neden oluyor.Vali bu kazada ölüyor(çantasındaki önemli belgeler beyaz perdeye gelen bilgiye göre tüm aramalara rağmen bulunamadığı yazıyor).Neyse sözü fazla uzatmayım size filmin özetini, temasını biraz açıklayım.

VALİ FİLMİN KONUSU:
Denizli merkezli olan filmin ana eksenine bir dünya ve Türkiye meselesi olan “enerji” konusu oturuyor. Bilindiği gibi Yeniçağ dünyasında gizli ve açık bir biçimde sergilenen politik oyunlar, komplolar ve uluslararası ilişkilerin çıkar noktasında enerji meselesi bulunuyor. Film, özellikle bu konuda Türkiye’nin ve Türk insanının içine çekilmeye çalışıldığı bir komploya dikkat çekecek.
Yönetmen :M.ÇAĞATAY TOSUN
Senaryo :M.ÇAĞATAY TOSUN,BATUR EMİN AKYEL
Oyuncular :ERDAL BEŞİKÇİOĞLU,UĞUR POLAT,İSMAİL HACIOĞLU,ŞEMSİ İNKAYA,ŞEBNEM DÖNMEZ
Filmin Türü : Drama, Biyografi
Orijinal Adı : Vali
Yapımcı Firma : Koliba Film
Yapım Yılı : 2008
Yapım Ülkesi : Türkiye
Orijinal Dili : Türkçe
Vizyon Tarihi : 09.01.2009
Dağıtıcı Firma : Medyavizyon

DİLEK AYDIN

Devamı »







NALET OLSUN İÇİMDEKİ İNSAN SEVGİSİNE...
Biliyorum filim vizyona gireli epey oldu ama fırsat bulupta yeni gittiğim için sizlerle paylaşmamda biraz geç oldu. Daha fazla gecikmeden bende karınca kararınca kendimce yorumlamaya çalıştım.İstedikten sonra demekki çok paralar harcamadanda güzel sinema filmi yapılabiliniyormuş.Emeği geçen herkesin ellerine sağlık.Hoş filmin seneryosu yoktu,filim sadece Muro ve Çetonun üzerine kurulmuştu.Çok fazla fragman vardı insanlarda merak bıkmadılar ama flim yinede güzeldi .Zaten oskar beklentisi yok ya ama yinede küfürlü konuşmalaroldukça fazlaydı.Gerçi komedi tarzı yeni tüm sinema filmlerinde bu son zamanlarda moda oldu.İnsanlarımız buna gülüyor beğeniyorlar.oynayanlar yapımcılar ne yapsın .halk bunu istiyor.Sempatik terörist Muro'yu oynayan Mustafa Üstündağ,bir anda Kurtlar Vadisi Pusu'nun en sevilen oyuncusu haline geldi. Arkadaşlar aslında bazı sahnelerde verilen mesaj çok güzel ve çok ince! mesela diyor ki! bakın eğer vatana ihanet ederde illegal işlere girerseniz dağa taşa çıkarsanız olacağı budur! sevdiklerinizden annenizden babanızdan ayrı kalırsınız ve özlem duyarsınız.içinizde pişmanlık olsa da dönemezsiniz. bilmiyorum herkes bunu komik sahne olarak algıladı. ama burada toplumsal bir mesaj vardı.
Muro nun en büyük yardımcılarından biridir Yıldırım.Muro-çeto-yıldırım kurtlar vadisine rank katan isimlerin başında geliyor.Bunun yanısıra yıldırımın profosyonel futbolcu olduğunu kaç kişi biliyordu?Yıldırımın bu şaşırtıcı özelliğiyle ilgili bir yazı olacak bu.Asıl adı Eray Türk. Yeditepe Üniversitesi’nin konservatuar bölümünde okuyor. Hayatında oyunculuktan başka bir tutkusu da var: Futbol… 2000 yılında Anadolu Hisarı İdman Yurdu’nda futbola başlayan Eray Türk, 2004 - 2007 yılları arasında Maltepespor’un lisanslı futbolcusuydu. 2007 - 2008 sezonunda Sitespor’da futbol oynayan Türk, son olarak İstanbul 1. Amatör Küme ekiplerinden Ramispor’a transfer oldu. Ancak Muro: Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine sinema filminin çekimleri sürerken maçlara katılamadı ve Ramispor bu sezon şampiyon oldu. Arkadaşlarının “Bizi yalnız bıraktın” sitemleriyle karşılaşan Türk, “Bir seçim yapmam gerekiyordu. Tercihim sinema filmi oldu. Arkadaşlarımı yalnız bıraktığım için çok özür diledim. Ama onlar ben olmadan da şampiyon oldular” dedi. 22 yaşındaki Eray Türk, Ramispor’dan aldığı transfer ücretini iade etme kararı aldı. Ancak futbolu Yeditepe Üniversitesi futbol takımında sürdürüyor.
FİLİMİN ÖZETİ:
Cezaevinden çıkan Muro ile Çeto, devrimi köyden başlatmak üzere memleketlerine dönerler. İlk planları evlenip yuva kurmak, örnek birer devrimci olmaktır. Oysa köyde onları bir sürpriz beklemektedir. Muhtar, Muro ile Çeto’yu hapisteyken iki Rus kadınla evlendirmiştir. Muro ile Çeto’nun devrim ütopyasını gerçekleştirmeleri için; kadınları bulup boşanmaları gerekmektedir. Bunun için İstanbul’a dönen Muro ile Çeto’nun başına gelmeyen kalmaz. Çözümlemesini asla yapamayacakları bir örgütle karşı karşıya kalırlar...
MURO KAREKTERİ , KURTLAR VADİSİ FENOMENİ:
Muro bu sezon kurtlar vadisine girmiş bir karakterdir.Dizinin sert,acımasız mafya,devlet ilişkilerine alternatif olarak vadiye girmiştir.Ortaya çıktığı ilk bölümlerde gayet ciddi, sorumluluklarının bilincinde iken sağ kolu Servet’in yerini Çeto’nun almasıyla bir anda değişmiştir. (Zamanla Çeto’yla beraber Yıldırım da Muro’nun yanında yer almıştır) İskender Büyük’e bile kafa tutma cesaretine sahiptir. Fakat bir süre sonra örgütten atılmış ve infaz edilmesine karar verilmiştir. Muro’nun saklandığı mekânlar basılmış ancak Muro bu baskınlardan kurtulmuştur.Bazı bölümlerinde yaptığı taklitlerle ünlenmiştir.Aslında o bir terörist değildir.Sadece insanların barış,huzur,güven, etnik kökene dayalı tartışmaların olmadığı ve demokrasiyle yönetilen kendisinin “Ütopya” olarak adlandırdığı bir ülke kurmak için devrimciliğe girişmiş ancak örgüt gibi yanlış bir yere sürüklenmiştir.Kompredor uşağı,burjuva donu,nalet olsun içimdeki insan sevgisine,devrimci,devrimi köyden başlatmak gerek replikleriyle kurtlar vadisinde bir fenomen olup,diziye damga vurmuştur.
MURO'NUN DİLLERDEN DÜŞMEYEN REPLİKLERİ:
Kurtlar vadisinin komik karakteri muronun ağızlara sakız olan replikleri…
-Lanet olsun içimdeki bu insan sevgisine…
-Emperyalİst eğitimin sonucunda, bilinçsiz şekilde yetiştirilmiş, kendini çözememiş ve kapitalist düzenin çarkının dişleri arasında sıkışmış bir zavallı…
-Maalesef en kutsal devrim, ilkelerle, prensiplerle değil; para ile gerçekleştirilebiliyor.
-Bu don ne böyle; masmavi, bundan sonra kimse burjuva donu giymeyecek.

FİLİM KÜNYESİ:
MUSTAFA ÜSTÜNDAĞ-ŞEFİK ONATOĞLU
SELİM ERDOĞAN-ERAY TÜRK
NATAILYA BONDARENKO-DARIYA LITVINOVA-EVRİM ALASYA
DEMİR KARAHAN-MEHMET ULAY-BÜLENT ŞAKRAK-NİHAT ÖZBAY EMEL
EVA MAYA-MURAT ŞENOL
CENGİZ SEZİCİ-SUAT ERGİN-LEVENT ÇİÇEK
Casting:ERDEM ERGÜNEY
Kostüm:ŞENAY KORGÜL OYURYÜZ
Sanat yönetmeni:FIRAT YÜNLÜEL
Yapım koordinatörü:MEHMET BAŞ
Genel koordinatör:SADETTİN NAMOĞLU
Yapım amiri:İHSAN KARADEMİR
Müzik:J.P. SMADJ&CEM YILDIZ(POZİTİF EDİSYON)
Kurgu:KEMALETTİN OSMANLI
Görüntü yönetmeni:SELAHATTİN SANCAKLI
Seneryo:RACİ ŞAŞMAZ-BAHADIR ÖZDENER-CÜNEYT AYSAN
Yapımcı:RACİ ŞAŞMAZ
Yönetmen:ZÜBEYR ŞAŞMAZ




DİLEK AYDIN

Devamı »

















BEYAZ KAR BEYAZ...

Bir insan bu kadarmı saygılı,iyi kalpli,kibar,yakışıklı,örf ve adetlerimize bağlı,olduğu gibi doğal olur.Yıllardır çizgisini hiç bozmadan tüm Türk halkının gönüllerine taht kuran Beyazıt Öztürk tek kelime ile harikaaaa...
İnanın cuma geceleri onun progaramında tüm dertlerimi unutup bir kaç satliğine de olsa eğlenmenin zevkine varıyorum.Seçtiği sanatçı konukları ile hem eğlendirip hem düşündüren gerektiği yerde sosyal mesajını veren gerektiği yerde nasıl konuşacağını bilen o seviyeyi aşmayan yaptığı işi dörtdörtlük yapan Beyaz,küçükten büyüğe herkesin evinden ailsinden biri oldu..
O bir showmen
O bir klas
O bir... o bir... iki, üç, o bir kral...O BEYAZ....
İşte türk halkının yakışıklı showmeninin yıllardır akıllardan silinmeyen sözleri,akıllardan silinmeyen tiplemeleri dönem dönem sanatçı dostlarına yaptığı jestleri reyting rekorları kırmasına neden oluyor.En çokta seyircisiyle diyoloğu beni etkiliyor.Telefon ile bağlanıp onunla konuşma şerefine nail olanlar şanslı.Çünkü dinliyor cevaplıyor ve seyircisine değer veriyor.Annesine bağlılığı ile tanınan Beyaz ı tebrik ediyorum. Bir insan ailesine saygı duyuyorsa ve şöheretine rağmen aynı kalabilmişse onu alnından öpmek lazım.Ben Beyazıt Öztürk 'ün ilk show programından bu yana hep sadık izleyicisi olarak sevdim.Dilerim hayatta hayal ettiği herşeye kavuşur...Ben onun hayatı hakkında ufak bir araştırma yaptım sizlerde benim gibi onu tanımak istermisiniz?....

İŞTE BEYAZ:

1969 Bolu doğumlu olan Beyazıt Öztürk, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu. Okurken radyoculuğa heves etti ama, ona “sen ‘r’leri söyleyemiyorsun, en iyisi mi sen hiç konuşma sadece program hazırla” dediler. Buna rağmen Beyazıt şansını denedi ve program sundu. “Beyaz” ismini ilk olarak arkadaşlarıyla birlikte “Gına” isimli siyasi içerikli bir mizah dergisi çıkarırlarken kullandı. Eskişehir’de geçirdiği 7-8 aylık dönem içinde iki heykel, iki seramik, bir karikatür sergisi açtı ve bir karma seramik sergisine katıldı. Radyoculuğa Eskişehir’de başladı.Eskişehir’den İstanbul’a uzanan şöhret yolu böylece açılmış oldu.İstanbul’da Klas Fm’den gelen teklif üzerine bu mesleğe profesyonel olarak giriş yaptı. Number One TV’de ve Kanal 6′da çeşitli televizyon programları, Kanal D ve Star televizyonlarında Beyaz Show, TRT’de 5+1 Şans Topu sunuculuğu, Kanal D’de Aileler Yarışıyor yarışması sunuculuğu, Best FM ve Radyo D’de radyo programları yaptı. Konuk oyuncu olarak yer aldığı “Dansöz” filmi dışında “Nihavent Mucize” adlı sinema filminde, “Biz Size Aşık Olduk” ve “Karım ve Annem” adlı televizyon dizilerinde rol aldı.
Çeşitli reklam ve kliplerde de yer alan Beyazıt Öztürk, Aktüel Dergisi’nde “Kardan Adam” başlığı altında köşe yazıları yazdı. Talk Show’u kendisine pek çok ödül kazandırdı.
Beyaz “r” özürlü bir sunucu, şovmen ve türkücü ama aynı zamanda çapkın da… Sürekli sevgili değiştirmesiyle ve annesine olan düşkünlüğüyle tanındı.
Standup’ı deneyen ve bu konuda da ülkenin ilk üçü arasına giren Beyaz sinemada da şansını denedi ve Türkan Şoray’la “Nihavent Mucize”de başrolü paylaştı.
2006 yılında bir anjiyo ameliyatı geçiren Beyazıt Öztürk, 13. yılını dolduran “Beyaz Show” ile “Biri Bana Anlatsın” programlarını halen sunmaya devam ediyor. Şov programının bünyesinde, youtube muadili bir yapım olan, “pikniktube” adlı bir internet sitesini de yürütüyor.
2008 yılının 11 Ocak'ını 12 Ocak'a bağlayan gece, sunduğu Beyaz Şov programında canlı yayında Petek Dinçöz ve Can Tanrıyar'ı evlendirdi. Petek Dinçöz'e sürpriz yapmak üzere organize edilen bu gecede gelinin nikah şahidi RTÜK Başkanı Zahid Akman, damadın nikah şahitliğini ise Kanal D Haber Genel Müdürü Mehmet Ali Birand yaptı. Beşiktaş ilçesi Belediye Başkanı İsmail Ünal'ın kıydığı nikah, Türk televizyonlarında bir ilk olarak televizyon tarihine geçti. Programın sonunda, çift Kanal D'nin bahçesinde bekleyen, Beyazıt Öztürk'ün şoför koltuğuna oturduğu Limuzin markalı otomobile bindi.

Türk şovmen, talk-show programı sunucusu, komedyen, aktör, radyo programcısı. Üniversite yıllarında heves ettiği radyo programı sunuculuğundan, modern kültürün yeni eğlence stillerinden biri haline gelen stand-up’çılığa ve oradan televizyon ekranlarına sıçrayan ilginç bir kariyere sahip olan Öztürk; ironik bir biçimde “r” harfini telaffuz edememesine rağmen program sunuculuğu yapmış ve beklenilenin aksine oldukça büyük ilgi görmüştür. Eğlence ve komedi unsurlarına ağırlıklı olarak yer verdiği talk-show’unu yıllardır sürdürmekte ve popüler kültürün bir parçası olmasına rağmen, değişmeyen çizgisiyle Türk halkından büyük beğeni toplamaktadır. Sahne ve televizyon hayatının başlangıcından beri “Beyaz” takma adını kullanmaktadır.SENİ SEVİYORUZ BEYAZ...

Filmleri :
Film Adı, Yılı, Karakter AdıNihavend, Mucize, 1997 Dansöz, 2000, Taksi ŞoförüSır Çocukları, 2002, BeyazBiz Size Aşık Olduk, 2002, CemKarım ve Annem, 2004, LeventO Şimdi Mahkum, 2005, BeyazKaragöz ile Hacivat Neden Öldü?, 2005, Hacivat

DİLEK AYDIN

Devamı »





















BİRAZ KIZIL BİRAZ MAVİ...YALNIZLIĞIN ASİL RENGİ...............
15 yılda 11 albüm yapmış Ebru Gündeş… Küçücük yüreğiyle başladığı, en ağır bedelleri ödediği 15 yılda ne kadar uzun yol aldığını, ne kadar büyüdüğünü son albümde her şarkısında anlamak mümkün. Kadında Allah vergisi bir ses, Allah vergisi bir yetenek var.
Biraz Ebru Gündeşi tanımaya ne dersiniz????Eminimki tanıyınca ona olan sevginiz,hayranlığınız bir kat daha artacaktır.İşte EBRU GÜNDEŞ.....
Ebru Gündeş, 12 Ekim 1974 tarihinde İstanbul´da doğdu. Konfeksiyon işçisi olarak çalıştığı yıllarda sesinin güzelliğini duyan bir tanıdık vasıtasıyla Neşe Demirkat´a götürülür. Amaç, Ebru Gündeş´in Allah vergisi güçlü sesini değerlendirmek ve müzik piyasasına kaliteli ve genç bir ses sunmaktır.Neşe Müzik Yapım, o günlerde henüz kurulmadığı için Neşe Demirkat, bu sesi değerlendirmeleri için Marş Müzik Yapım´ın o zamanki yöneticisi Koral Sarıtaş ve ünlü kemani ve besteci Selçuk Tekay´a yönlendirir onu.Gündeş, bu iki önemli müzik adamından da tam not alarak Marş Müzik Yapım´la anlaşır. Albüm hazırlıklarına başlamadan önce sahne tecrübesi kazanmak ve şöhret dünyasının büyüleyici dünyasına alışabilmek için bir süre Emel Sayın´a vokalistlik yapar. Güzel sanatçı, çok kısa sürede uyum sağlayarak ilk albümünün hazırlıklarına başlar.
İlk albümü "Tanrı Misafiri",1993 Ağustos'unda piyasaya çıkarıldı.İkinci albümü ise "Tatlı Bela",1994 Ağustos'unda piyasaya çıkarıldı.Üçüncü albümü ise "Ben Daha Büyümedim", 1995 Temmuz'unda piyasaya çıkarıldı.Dördüncü albümü ise "Kurtlar Sofrası",1996 Kasım'ında piyasaya çıkarıldı.Beşinci albümü ise "Sen Allah'ın Bir Lutfusun",1998 Eylül'ünde piyasaya çıkarıldı.Altıncı albümü ise "Dön Ne Olur",2000 Ocak'ında piyasaya çıkarıldı.Yedinci albümü ise "Ahdım Olsun", 30Eylül.2001'de piyasaya çıkarıldı.Sekizinci albümü ise "Şahane",9.Haziran.2003'te piyasaya çıkarıldı.Dokuzuncu albümü ise "Bize De Bu Yakışır",3.Aralık.2004'te piyasaya çıkarıldı.Onuncu albümü ise "Kaçak",21.Kasım.2006'da piyasaya çıkarıldı.Son albümü ise "Evet", 8.Ekim.2008'de piyasaya çıkarıldı.

Ebru Gündeş Evet Şarkı Sözleri:

Aradım seni yıllarca, çok aradımYağmur, çamur demedim çok yollar aştımAdını dağlara, taşlara yazdımSen benim en büyük aşkımsın, aşkım
Evet söylüyorum, evet istiyorumEvet seviyorum aşığım sanaEvet söylüyorum, evet istiyorumEvet seviyorum aşığım sana..

Evet..... EBRU GÜNDEŞ,sesi,güzelliği, fiziği,mütevaziliği,iyi yüreği ile sahnelere ve ekranlara son derece yakışıyor.Keşke özel hayatındada sahnelerdeki gibi yüzü hep gülebilse.Tamam çok yakışıyorlar evet inşallah evlenirler derken bu ayrılık haberi inanın bomba gibi düştü.Çok üzüldüm ben Osman Tan Erkır ile Ebru Gündeşi inanılmaz yakıştırıyordum ve bu habere çok üzüldüm.
Ebru Gündeş için yeni albümünde bir şarkısı olan Azeri işadamı Reza Zarrab ile aşk yaşadığı şeklinde haberler çıktı ve bu haberden hemen sonra da ortaya bir başka iddia atıldı. Buna göre; ünlü şarkıcı birkaç aydır Dubaili bir şeyh ile birlikteydi. Nedendir bilmiyorum ama her ilişkinin ardından yorumlar yapılıyor. Bırakın iki kişi birbirini sevmiş ve birşeyler paylaşmış,yaşamış.Yaşanan güzel günlerin hatırına kişiler birbirine saygı duyup sessiz kalırken bize ne oluyor anlamıyorum????İlişkileri hakkında açıklama yapmaktan sürekli kaçınan ve evlilikle ilgili soruları 'nasip-kısmet' diyerek, cevaplandıran çift, ailelerini de tanıştırmış ve ciddi ilişki içinde olduklarını herkese duyurmuştu. Hatta Osmantan Erkır, birlikteliklerinin 1'inci yıldönümünde Gündeş'e her aya ait beşi bir yerde altın takıp jest yapmıştı. Ancak Gündeş ile Erkır, mutlu sona ulaşamadan ayrıldıklarını açıkladı. Çiftin, ayrıldıklarını basın açıklaması ile duyurması zaten bir süredir bir takım sorunlar yaşadığını ortaya koydu. Özellikle Osmantan Erkır'ın evlilikle ilgili sorulara cevap vermekten kaçınması dikkat çekiyordu. İşte Gündeş ve Erkır'ın basın açıklaması:
'ARKADAŞLIĞIMIZ SÜRECEK' "1.5 yıldır süren birlikteliğimizi; tüm çabalarımıza, birbirimize olan sevgi ve saygımıza rağmen; yaşam tarzı ve karakterlerimizdeki farklılıklardan dolayı, arzu ettiğimiz sonuca artık taşıyamayacağımızı görerek sona erdirmiş bulunmaktayız. Gerek iş, gerekse arkadaşlık diyaloğumuzun sürmesi adına medeni çerçevede beraberce aldığımız karara saygı duyan herkese teşekkürü borç biliriz." İşte son nokta bu.Dilerim birbirlerine çok yakışan bu çift herşeye rağmen tekrar bir araya gelip yeniden bu ilişkiyi gözden geçirip yollarına birlikte devam ederler.
Ebru Gündeşe sağlık,huzur ve mutluluk dilerken;sanat hayatındada başarılarının devamını diliyorum.Son albüm bir harika almayan varsa hemen albümden edinsin.

Devamı »




DEV MİNİK SERÇE....
Günüzmüzde her gün yeni yeni şarkıcılar ve yeni şarkılar çıkıyor. Ama gel görki kimse yılların sanatçısı Sezen Aksunun yerini tutamıyor. Kimeseye haksızlık etmek adına söylemiyorum.Allah onu doğuştan Sanatçı yaratmış.Minik serçe aslında dev serçe bence.O nasıl bir ses o nasıl besteler öyle.Kendi sesiyle ve bir çok sanatçıya verdiği bestelerle hangimiz o duygu seline kapılmıyoruzki. Hangimiz aşklarımızı onunla yaşamıyoruz ki...???Kendimi bildim bileli Sezen Aksu şarkıları herkesin dilinde dolaşmıştır.Acaba onu sevmeyen olmuşmudur? Hiç sanmıyorum......Sahnede onu seyretmek onun şarkılarıyla duygulanıp onun şarkılarıyla coşmak bir ayrıcalıktır bence.Sezen Aksuyu ben bir güne sığdıramayacak kadar değerli buluyorum o yüzden size bu gün biraz tanıtıp ilerleyen günlerde tekrar onunla ilgili haberleri sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte SEZEN AKSU....
Fatma SıÜüezen Yıldırım yada bilinen ismiyle Sezen Aksu 13.Temmuz.1954'de Denizli Sarayköy’de dünyaya geldi;ıÜü Öğretmen anne babaya sahip olan Aksu, 3 yaşında ailesiyleİzmir'e taşındı. Bu sürede asi kişiliğiyle dikkat çeken Aksu dansöz olma hayali kurmaya başladı. Sanatçı, daha sonrasında, bu süreç için "Allah babama acıdı da şarkıcı oldum" demiştir.Gençliğinde sanatın çoğu dalına ilgi duyan sanatçı, 1970 yılında Hafta Sonu adlı derginin açtığı ses yarışmasında 6. oldu. İzmir Kız Lisesi ve babasının arzusu ile girdiği Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi de dahil olmak üzere eğitim sürecini İzmir’de sürdürdü. Rüştü Şardağ’dan aldığı sanat müziği eğitiminin yanı sıra resim ve oyunculuk gibi alanlarda da kurslara katıldı.Profesyonel yaşama ilk 45’liğini çıkardığı 1975 yılında adım attı. Yorumcu kimliğinin yanı sıra 400’den fazla beste ve sözün de sahibi oldu. 8 adet 45’lik, 3 adet single ve 27 albüme imza atan sanatçı 15’e yakın albümde de konuk sanatçı olarak yer aldı. Öte yandan 40’a yakın derleme albümde eserlerine yer verildi. Şarkıları 100’ü aşkın farklı yorumcu tarafından seslendirilirken, kendisini heyecanlandıran genç yeteneklerin yapımcılığını üstlendi. Aşktan günlük yaşama kadar insan doğasını konu alan herşey, özellikle de umut eserlerine konu oldu. 2006 yılında şarkı sözleri “Eksik Şiir” adlı kitapta toplandı.Oyunculuk alanında da çeşitli çalışmaları bulunan Sezen Aksu, “Serçe” albümünün yayınlandığı 1978 yılında ilk sinema denemesini gerçekleştirdi. Atıf Yılmaz'ın yönettiği “Minik Serçe” adlı filmde Bulut Aras'la başrolü paylaştı. 1981’de Adile Naşit, Şener Şen ve Altan Erbulak ile “Sezen Aksu Aile Gazinosu”; 1986 yılında “Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra” müzikallerinde rol aldı. Oyunculuk denemelerini, aralarda skeçlere de yer verilen “Saz mı, Caz mı” “Sezen Aksu Söylüyor” konserleri ve “Sezen Aksu Show” televizyon programı ile sürdürdü. 1990'da, yönetmenliğini Yavuz Özkan'ın yaptığı “Büyük Yalnızlık” filminde Ferhan Şensoy ile birlikte başrolü üstlendi. İstanbul gece eğlencesi anlayışına farklılık getiren Oba Bar’da ve Uğur Yücel ile Bostancı Gösteri Merkezi'nde kabare türünde sahne gösterileri sergiledi.Sanatçının 1981 doğumlu bir oğlu bulunmaktadır.
Büyük Star Söz yazarı ve Müzisyen Sezen Aksuyu bir güne sığdırmak imkansız gibi birşey o yüzden bugünlük sanatçının bir parçasıyla ara veriyorum. Onu tanımaya devam edicez. SENİ SEVİYORUZ SEZEN AKSU.UZUN YILLAR BİZİMLE KAL VE BİZE ŞARKILARINLA HAYAT VERMEYE DEVAM ET.



Yol arkadaşım gördün mü,
Duydun mu olup bitenleri?
Kıskanıyor insan bazen,
Basıp gidenleri
Yalnızlaşmışız iyice
Üstelik de alışmışız
Hiç beklentimiz kalmamış
Dosttan bile
Korkular basmış dünyayı
Şimdi bir semt adı “vefa”
Kutsal kavgalardan bile
Kaçan kaçana
Anlaşılır gibi değiliz
Tek bedende kaç kişiyiz
Hem yok eden, hem de tanık
Ne esaslı karmaşa
Ben sana küsüm aslında, haberin yok
Koyup gittiğin yerde kötülük çok
Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer?
Benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok
Sen esas alemi seçtiğinden beri
Ben o saniyede bittiğimden beri
Dünya bildiğin dünya, dönüp duruyor işte
Uzun uzun konuşuruz birgün son İstanbul beyi
Yol arkadaşım, nerdesin?
---------------------------------------------
DİLEK AYDIN

Devamı »
2009 Eurovision şarkı yarışmasında tekrar birincilik bekliyoruz. Sertap Erener'in ardından Hadisenin iddialı şarkısı ile umarım bu yılda 1.ci biz olacağız. tüm Türkiye seninle Hadise !!!


İşte hadise'nin birbirinden güzel fotoğrafları

















Devamı »





HADİSE'yi ve ekibini yürekten kutluyorum.Bence her bakımdan mükemmel bir şarkı.sözler bir harika.Delicesine bir aşk ve kalbin DÜM TEK TEK diye atışını anlatıyor.

Hadise tek kelimeyle hadise yani...Dansı,sesi,fiziği,ingilizcesi,şarkıyı seslendirişi tam bir profesyonelce.Hadise yarışma öncesi ve sonrası belliki hadise yaratacak gibi.Eurovisyon şarkı yarışmasında ülkemizi temsil edecek olan Hadiseyi kısaca tanımaya ne dersiniz....


22 Ekim 1985 günü Anver yakınlarında Mol kasabasında Sivaslı bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi.Yapımcılar ve dinleyiciler tarafından ilk olarak,bir Belçika televizyon kanalında,Türkiye'de Pop Star bir benzeri olan Pop Idol isimli yarışmada 2003 de farkedildi.Yarışmayı birincilikle bitirmemiş olmasına rağmen,albüm için yapımcılardan teklifler aldı.Hadisenin ilk single 'ı Sweat(Terle) 1 Kasım 2004 de çıktı.bu single Hadisenin müzik kanallarda sık sık görülmesini sağladı.İkinci single Stir Me Up(Kışkırt Beni) 6 Mayıs 2005 de çıktı.Türkiye ve Avrupada büyük ses getiren bu singleden sonra üçüncü single'nın adı Milk Chocolate Girl(Sütlü Çikolata Kız)9 Ekim 2005de piyasaya sürüldü.Hatta albüm adı zamanla Hadisenin lakabı haline geldi.Dördüncü singleı Ain't No Love Lost adlı şarkının Burdayım adıyla Türkçe versiyonuda oluşturuldu.Hadisenin beşinci single ı Bad Boy(Kötü Çocuk)4 Ağustos 2006 yaz sezonu piyasaya çıkmış ve olumlu tepkiler alınmıştır.Hadise 3 Ekim 2007 de yeni single çalışması olan A Good Kiss 'i piyasaya çıkartmış ve klip çekimlerinide İstanbulda yapmıştır.


Türkiyede Nisan 2006dan beri Runltd.menajerlik şirketi(Süheyl Atay)ile çalışmaktadır.
Christina Aguilera,Brandy ve Beyonce gibi isimleri örnek aldığını belirten Hadise,müziğinde etkilendiği sanatçılar arasında Prince,Janet Jackson,Tina Turner,Alicia Keys,Toni Braxton,Jamiroquai ve U2yu sayıyor.Şarkılarında klasik müzik,rock,soul ve dünya müziklerini harmanlamaya çalıştığını belirtiyor.
Hadise iyi derecede Flamanca,Fransızca,Almanca,Türkçe ve İngilizce biliyor.Belçikanın Hasselt şehrinde pazarlama üzerine lisans yaptı.Tüm boş zamanlarını müziğe ayıran ve genellikle söz yazan Hadise beste yapıyor stüdyo kayıtları ve konserler arasında koşuşturuyor.
TRT ekranına çıkanıÜüMoskova'nın ‘Olimpiyskaya’ spor salonunda yapılacak ‘2009 Eurovision Şarkı Yarışması öncesi Hadise, Avrupa'da da olay çıkardı bile.Hadise bir çıktı pir çıktı! Şarkısı yayınlanır yayınlanmaz tartışma yarattı.ıÜüHadise harika bir iş çıkarmış ve eminim o gece ki performansı da harika olacak. Belki biraz daha Arabik ve otantik ezgiler katabilirler ritme.
Eurovision 2009 Türkiyeyi Temsil edecek olan Hadiseye şimdiden bol şanslar diliyorum.Türk halkı sana güveniyor Hadise.........
Merak edenler için şarkının Türkçe sözlerini sizler için hazırladım:




İlgili aramalar: müzik - hadise eurovision -  hadise -   eurovision -  2009




GÜM TEK TEK

Bebeğim,sen benim için mükemmelsin
Cennetten hediyemsin.
Bu tüm zamanların en iyi hikayesi
Flimlerdeki gibi buluştuk
Sonsuza kadar süreceğini düşündüm
V e bana yaptığın şey çok iyi hissettiriyor.
Meleğim kalkarım ve rüyalarımı yaşarım
Sonsuza dek çılgınım senin için
Kalbimdeki ritmi hissedebiliyormusun
Vuruşlar DÜM TEK TEK devam ediyor
Hep dakika yokmuş gibi çıkıyor
Geri dönüş yokmuş gibi hissettiriyor
Kalbimdeki ritmi hissedebiliyormusun
Vuruşlar DÜM TEK TEK devam ediyor
Hep dakika yokmuş gibi çıkıyor
Geri dönüş yokmuş gibi hissettiriyor
Bebeğim ekzotik hareketlerindeki bütün cevapları okudum
Sen tüm zamanların en iyi dansçısısın
Kimse senin öptüğün gibi öpemez
O senin sanatın
Çok iyi hissettiriyor
Meleğim kalkarım ve rüyalarımı yaşarım sonsuza dek
Senin için çıldırıyorum...
----------------------------------------
DİLEK AYDIN
Devamı »
Mahsun Kırmızı Gül ilk çalışması olan " Beyaz Melek " filminden sonra şimdi tekrar 12Mart da sahnelere gelecek olan " Güneşi Gördüm " filmi ile tekrar gündemimizde. Senaryosu aslında çok bilinen bir konu. Kentsel göç. Doğudan batıya göç eden bir aile ve yaşadıkları. Gerçek hayattan kesitlerin olduğu bu filmin aslında kendmizi dönüp bir bakmamız gerek.

Plansız ve düzensiz bir yatırım planlaması ve yönetim ile yıllar boyu tüm yatırımlar hep batı illerine yapılmıştır. Bu yapılırken doğu illerinden yaşayan insanlar genelde pek düşünülmemiştir. Doğudaki hayat şartları, mevcut küresel iklim ve değişkenler vede hızla artan nüfus yoğunluğu insanları açlık ve yeni arayışlar içine sokarken bu sefer de batıda yeni kurulan fabrikalar ve yeni yaşam merkezleri cazibe noktası haline gelmiştir. Bunun da doğal sonucu olarak göçler başlamıştır.

Avrupaya bir göz attığımızda yapılan yatırımların en ücra köy ve kasabalarda olduğu hatta dünyaya ürün sağlayan ve ciddi marka haline gelen firmaların dahi hiç bir ayrım yapmaksızın aynı politika ile ( biraz da hükümetlerin planlaması ile tabii ki ) yatırım yaptıkları gözlemlenir.

Ülkemizde son yıllarda doğu da yatırımlar için teşvikler verilmiştir. Fakat bu yapılırken bir yandan da uyanıklar türemiş ve bir kısmı bu yatırımların yapılması gereken finansal yardımları iç etmişlerdir.

Ümidimiz tekrardan fakat ciddi denetimlere sahip mekanizmalar ile bu tür kararların alınması ve doğu da bulunan ( sadece doğu da değil, kaynaklarımıza sahip olduğumuz her yerde ) insan faktörünün değerlendirilmesi ve her kesin yaşadığı ortamlarda yine İNSANCA YAŞAMALARINA devam ederek üklemizin büyümesidir.
Devamı »
web counter